(818 S. K. m. 41, 47, 49)
Dava : Davacı Süleyman G. vekili Avukat Fevzi Aker tarafından, davalı Eyüp H. aleyhine 19.7.2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 12.11.2002 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 6.5.2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Cafer Özkan ile karşı taraftan davacı asil Süleyman G. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi.
Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, 1997 yılında geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin kardiyoloji bölümünde uygulanan by pass ameliyatı sırasında sağ bacağından damar alındığını, hastanede kaldığı süre içerisinde ve sonrasında sağ bacağında bazı ağrılar hissettiğini, aradan geçen uzun sürede sağ bacağının tutmaz duruma geldiğini, ameliyatı gerçekleştiren davalının sakat kalmasına yol açtığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunuştur. Yerel mahkemece, Adli Tıp Kurumunun 14.12.2001 tarihli raporu gerekçe gösterilerek maddi tazminat isteminin reddine, by pass ameliyatı sırasında damar alınan sağ bacağın gerektiği gibi işleme tabi tutulmaması sonucu zarar gördüğü benimsenerek manevi tazminat isteminin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı temyiz etmiştir.
Davacının yapılan ameliyat ve tedaviden sonra sakat kaldığı ve zarar gördüğü dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ancak bu sonucun davalının kusurlu eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tartışılması gerekir. Bu konuda Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, olayın gelişiminden söz edildikten sonra; dava dosyası arasında bulunmayan ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalından alındığı belirtilen 8.11.2001 gün ve 303 sayılı mütalaada 'hastanın tedavisinde iyi niyetli acil olarak ameliyat yapıldığı, tedavinin her safhasında yakın izlenen hastanın bu alevli devrede bacağında iki gün önce yapılmış olan anjiyo kateter giriş yerine ait damar lezyonunda oluşan tıkanmanın gecikmeyle fark edildiği, yine acil olarak müdahale edildiği, fakat bacakta kompartman sendromu gelişerek uzun süre pansuman yapılması gerekirken bacak lezyonu oluştuğu, acil şartlarda girişim yapılması gereken bu tür ağır kalp hastalarının tedavisi ve ameliyat sonrası izlenmesinde bu tür problemlerin ortaya çıkmasının olası olduğu, kardiyak nedenli komplikasyon tedavisi sırasında damar tıkanıklığına müdahalenin ikinci sırada yer almasının hayati fonksiyonların düzenlenmesindeki aciliyet bakımından doğal sıralama olduğu, gelişen komlikasyonlarda hekim hatası olarak değerlendirilebilecek husus görülmediği belirtildiğine' biçiminde görüş bildirildiği açıklanarak davacıda geliştiği bildirilen koplikasyonların yapılan müdahalelerin beklenebilir sonucu olduğu, davalıya atfedilecek kusur bulunmadığı belirtilmiştir.
Anılan raporda, davacının bacağında iki gün önce yapılmış olan anjiyo kateter giriş yerine ait damar lezyonunda oluşan tıkanmanın gecikmeyle fark edildiği,
fakat bacakta kompartman sendromu gelişerek uzun süre pansuman yapılması gerekirken bacak lezyonu oluştuğu belirlendikten sonra davalının kusuru bulunmadığı sonucuna ulaşılması, raporun yeterli olmadığını göstermektedir. Diğer yandan, mahkemenin karar yerinde anılan bu rapordan söz edip davalının kusurlu bulunmadığını benimseyerek davalının maddi tazminattan sorumlu olmayacağı gerekçesiyle maddi tazminat istemi reddedildiği halde davalının manevi tazminatla sorumlu tutulması da çelişki oluşturmaktadır.
Şu durumda, dava konusu olay etraflıca incelenerek davalının kusurlu olup olmadığı kesin olarak belirlenmeli, bunun için, somut olayın özelliği itibariyle davalının tıp biliminin gerektirdiği konularda gerekli özeni gösterip göstermediği, diğer bir anlatımla, somut olaya göre bilimin öngördüğü biçimde hareket edip etmediği saptanmalıdır. O halde, dosyadaki tüm veriler gönderilip bunlar değerlendirilmek suretiyle Adli Tıp Kurumundan, gerekirse Üst Kuruldan doyurucu bir rapor alınmalıdır. Mahkemece, anılan yönler gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy