(818 S. K. m. 61)
Dava: Davacı İbrahim V. vekili Avukat G. Ülger tarafından, davalı Hacı Ahmet B. ve arkadaşları aleyhine 8.12.2000 gününde verilen dilekçe ile ürüne verilen zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.11.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, davacının ektiği mahsulün, davalılarca sürülerek verilen zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
Davacının ürün ektiği 379 parsel sayılı taşınmaz tapuda üçüncü kişiler adına kayıtlıdır. Parselin tamamı 163.462 m2 olup, davacı bunun 26.400 m2 lik kısmını ekmiştir. Davacı, yeri annesinin hissesine dayanarak ektiğini belirtmişse de annesi Fatma B'nın hissesine düşen miktar 672 m2 dir. Kaldı ki annesi 1995 yılında vefat etmiş ve mirasını beş çocuğundan biri olan dava dışı kızı Hatice Ö'a vasiyet etmiştir. Vasiyetnamesi 15.2.1995 tarihinde mahkemece açılıp tenfiz edilmiştir. Şu durumda davacı, taşınmazda üçüncü kişi durumundadır. Hakkı olmadığı halde yerin büyük bir kısmını ekmiştir. İyi niyetli sayılamaz. Bu nedenle ancak ürün ekimi için yaptığı zorunlu giderleri isteyebilir. Ayrıca ürün zararını isteyemez. Mahkemece, ayrıca ürün zararına da karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.06.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Dosyadaki delillerden anlaşıldığına göre: davaya konu edilen mahsulün ekili bulunduğu arazi oldukça büyük olup, kullananlar arasında eylemli bölüşüm bulunduğu, bu anlamda davalıların da hisselerinden çok yer kullandıkları bellidir. Davacının annesinin bu yerdeki hissesinin miktarı düşük olup, bu hisse davacının kız kardeşine kalmış gözükmekte ise de davacının bu yeri öteden beri kullana geldiği anlaşılmaktadır. Şu gelişmelere göre ve özelikle davalıların hisselerinden çok yeri kullana geldikleri de kabul edildiğine göre davacı davalılardan başka kişilerin hisselerine isabet eden bölümü ekmiş kabil etmek gerekmektedir. Davalıların davacıyı bu yerden menetme hakları varsa da kullanım şekli itibariyle davacının ekinini bozmaya ve davacının ektiği mahsulü alıp götürmeye haklarının bulunmadığının kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu halde, yukarıdaki gerekçe ile bozma kararı verilmiş olmasına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy