(818 S. K. m. 41, 47) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı Reyhan E. vekili Avukat A. S. Sezen tarafından, davalı A. M. K. aleyhine 15.8.2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen 14.12.2002 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 27.5.2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil A. M. K. ile karşı taraftan davacı vekili Avukat A. S. Sezen geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın gelişimi, yukarıda anılan ilkeler ve mahkemece daha önce bozulan kararda takdir olunan miktar on katına çıkartılarak hüküm kurulmuş olması gözetildiğinde, hükmolunan tazminat miktarı fazladır. Mahkemece daha alt düzeyde tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının 1 sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.05.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Açıklaması
Manevi tazminat miktarı, somut olayın özelliği, yanların sosyal ve ekonomik konumu ve kusur durumu gözetilerek takdir edileceği düzenleme altına alınmıştır. Buna birde hukuka aykırı eylemde bulunan yönünden, bir daha böyle bir davranışta bulunmamasını sağlamak, sosyal ve ahlaki yaşam düzeyini düzenleme altına almak, kısaca caydırıcılık ilkesini de ekleyebiliriz.
Somut olayda davalının davacıya, gecenin geç saatinde oturduğu evin kapısına gelip, yumrukla vurup kırdıktan sonra, lan zilli, senin kocan falan yok, burası genelev mi, az önce giden kimdi. Benim haberim olmadan neden eve başkalarını alıyorsun, kendini düzdürmek için mi, eve insan alıyorsun. Eşekoğlueşek... burayı kerhaneye çevirdiniz biçiminde sözler söylemiştir.
Davalı, bu sözleri davacının evinde kiracı olması nedeniyle söylediğini savunmaktadır.
Davalı bu sözlerden dolayı ceza mahkemesinde yargılanmış ve hükümlülüğüne karar verilmiştir. Hiçbir indirim nedeni ve olgusu öngörülmemiştir.
Kaldı ki, olay günü davacının yanında yirmi yaşından daha büyük çocukları da bulunmaktadır. Davacının kocasından ayrı yaşamış olması, onun evine misafirinin ve bir erkeğin gelemeyeceği sonucunu doğurmaz. Davacının kira sözleşmesine aykırı davranmasının yasal yolları vardır. Davalı bu yolları kullanmadan, davacıya ağır biçimde hakaret etmesi onun ağır kusurlu olduğu sonucunu doğurur.
Davacı, 5.000.000.000 lira tazminat istemiş, mahkeme ise 3.000.000.000 liraya hükmetmiştir. Mahkemenin bu takdirinde, somut olaya göre bir hata bulunmamaktadır. Karar onanmalıdır. Bu nedenle bozma nedenine katılamıyoruz.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy