(818 S. K. m. 45)
Dava: Davacı Hüseyin T. vekili Avukat D. Demirtaş tarafından, davalı Ali S. aleyhine 20.11.1998 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.12.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili Avukat T. Babaç tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hüseyin T., Trakya Üniversitesi Rektörlüğü Halkla İlişkiler Bürosu'nda basın danışmanı olarak çalıştığını, davalının da aynı üniversitede rektörlük genel sekreteri olduğunu, rektörlük tarafından sakalının kesilmesinin istendiğini, sözleşmeli personel olduğundan rektörlüğün bu isteğini reddettiğini, bu olaylar sırasında davalının, kendisi hakkında yazılı basına demeç vererek sakal krizi yarattığını, anlamsız davranışlarda bulunduğunu ve dosyası incelendiğinde sicilinin bozuk olduğunu ifade ettiğini, davalının siciline ilişkin beyanının doğru olmadığını, bu sözlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia ederek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, müvekkilinin yazılı basına iddia edilen sözleri söylemediğini, davacının gazetecilik sıfatından yararlanarak gazeteci arkadaşlarına olayı anlatıp haber yaptırdığını, basında çıkan sözlerin kaynağının davacı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacının iddiasını kanıtlama yönünde dinlettiği tanıklar davalı ile yüz yüze görüşmediklerini, rektörlük genel sekreterliğine telefon edip olayla ilgili bilgi almak istediklerini, telefondaki kişinin kendisini rektörlük genel sekreteri olarak tanıttığını ve telefonda davacıya atfen sicili bozuk dediğini beyan etmişlerdir. Ancak davacının iddiasını ve tanık beyanları davalı tarafından kabul edilmemiştir. Hükme dayanak yapılan tanık beyanları telefondaki duyumlara dayanmaktadır. Telefon konuşmaları hükme dayanak yapılabilecek kanıtlardan değildir. Kaldı ki telefon konuşmaları konusunda bir inceleme yapılmış da değildir. Bu durumda davanın reddine karar verilmek gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy