(1086 S. K. m. 245) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Hasan tarafından, davalılar Ali ve Ümit aleyhine 6/11/2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen 27/12/2002 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20/11/2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat geldi, karşı taraftan davacı adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Ali tarafından yazılan ve diğer davalı tarafından davacı ile birlikte 40 kişiye gönderilen mektupta yer alan açıklamalarla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu id)diasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü hüküm altına alınmıştır. Kararı davalılar temyiz etmişlerdir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden; davalılardan Ali'nin başkan yardımcısı, diğer davalının Genel Müdürü olduğu T... Vakfına dava dışı Cemal'in, Vakfın iş ve işlemlerini eleştiren bir mektup gönderdiği, bu mektuba karşılık veren davalılardan Ali'nin "... Ne yazık ki , sizlere hiçbir şey anlatamamışız! Anlatamadığımız için de birileri sizlere , böylesi bir mektuba kolaylıkla imza attırabilmiş işte... O birilerinin kimler olduğunu biz biliyoruz; sizler de biliyorsunuz. Bir başka üzüntümüzde ciğeri gerçekten de beş para etmez bu insancıkların sizleri bu kadar kolay kandırabilmesi.", "... Sizlerin böyle bir mektuba imza atmasını sağlayabilen şu adam müsveddelerine bir bakın; üç kuruşluk kör çıkarları için sizlere neler söyletebiliyorlar ..." sözlerinin de yer aldığı bir yazı gönderdiği, yukarıya alınan sözlerde ifade edilen kişi olarak kendisinin kast edildiğini ileri süren davacının o sözlerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia ettiği, mahkemece re'sen davet edilerek bilgisi alınan dava dışı Cemal'in; dava konusu edilen sözlerin kendisine ve muhtarı olduğu E... Köyü halkına yöneltildiği şeklinde yorumladığını, kimin kast edildiğini bilmediğini, mektupta geçtiği gibi kimse tarafından kandırılmadığını, Vakfa mektubu kendisinin yazdığını ve kimsenin kendisini mektup yazması için zorlamadığını söylediği, davacı tanıklarının ise, davalıların yöneticisi olduğu Vakfın çalışmalarına ilk karşı çıkan, kendi köylüleri ile diğer köylülere önderlik eden, davalılardan Ali ile tartışan, köylülerin ve muhtarların tepkisini ilk olarak dile getiren kişi davacı olduğundan dava konusu sözlerin davacıya yönelik olduğunu ifade ettikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece dinlenen tanıkların açıklamalarına değer verilerek dava konusu sözlerin davacıya yöneltildiği ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu benimsenmiştir.
Somut olayda; üçüncü bir kişinin davalıların yönetici olduğu T... Vakfına gönderdiği mektup üzerine davalılar tarafından dava konusu yazının bilgi bakımından davacı ile diğer kişilere gönderildiği, bildiride Vakıf tarafından yapılan çalışmaların bazı kişilerce olumsuz yönde eleştirilmesinin doğru olmadığı belirtildikten sonra bu kişilerin kim olduğunun bilindiği belirtilmiş ve bunun üzerine davacı eldeki bu davayı açmıştır. Yukarıya bir bölümü alınan bildiriyi okuyan orta düzeyde bir kimsenin dava konusu edilen sözlerle amaçlanan kişinin davacı olduğunu düşünebileceği benimsenemez. Bildirinin içeriğinden de davacının amaçlandığı anlaşılamadığına göre bu yön tanıkla kanıtlanamaz. Mahkemece açıklanan yönler gözetilip bildiride yer alan sözlerin davacıya yönelik olmadığı benimsenerek istemin tümden reddedilmemiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalılar vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.11.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Davacının açtığı dava sebebiyle yerel mahkemece tazminata karar verilmiş, dairemizce yakınılan yazıda kimin kastedildiğinin belli olmadığı ( matufiyet yokluğu ) nedeniyle davanın reddedilmesi gerekir yolunda bozma yapılmıştır.
Yakınılan yazının içinde "o birilerinin kimler olduğunu biz biliyoruz; sizler de biliyorsunuz." İfadesi vardır. Belirginliği anlatan yukarıdaki sözler de değerlendirildiğinde mektupta kastedilen kişinin kim olduğunun tereddüde yer vermeyecek kadar açık olduğu anlaşılmaktadır. Mektupta kastedilen kişinin kim olduğunun dar bir çevrece bilinebilecek olması matufiyet yokluğunda değil, belki yaptırımın cins ve miktarında etkili olabilir.
Yukarıdaki nedenle, yerel mahkemenin matufiyetin varlığını tespit eden kabulü uygun olmuştur. Mahkemece belirlenen yaptırımın olaya uygun olup olmadığı konusunda dairemizce henüz bir inceleme yapılmadığından bu konuda, bu aşamada, bir görüş açıklaması yapmanın usulü olmayacağını kaydetmekle yetiniyor, matufiyet yokluğu esasına dayanan bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy