(818 S. K. m. 18, 41) (1086 S. K. m. 75, 76) (743 S. K. m. 2)
Davacı Türkiye Emlak Bankası A.Ş. vekili Avukat T. Demirbağ tarafından, davalılar H.F. Babalar vd. aleyhine 3/8/1992 gününde verilen dilekçe ile alacağın depo ettirilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 26/12/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili ile süresi içinde davacı vekili taraflarından istenilmekle davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kayıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz olunmuştur.
1- Karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Bunlardan davalılar HUMK.nun 432/1. maddesinde yazılı onbeş günlük ve 427/4 ve 433/2. maddelerinde belirlenen on günlük süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğine göre davalıların temyiz isteminin reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı banka, davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeniyle bankanın zarara uğradığını ve fakat zarar miktarının tam olarak belirlenmediğini; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1992/421 D. İş sayılı dosyasında, bilirkişi tarafından düzenlenen 27.7.1992 tarihli raporda tespit tarihi itibariyle (19.865.033.433 )-TL banka zararının belirlendiğini ileri sürmüş ve bu miktarın davalılardan alınarak depo edilmesini, ayrıca fazlaya ilişkin haklarının da saklı tutulmasını istemiştir. Mahkemece, davanın dinlenilebilir olmadığı ve dava tarihi itibariyle dava koşullarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinin ve özellikle talep sonucunun açık olmaması durumunda, davacıya açıklama olanağı tanınmalıdır. (HUMK. m. 75/2). Bu hüküm, hakime tanınan bir yetki ve ötesinde ödev niteliğindedir. Diğer yandan, dava dilekçesi BK. m.18 ve MK.m.2 hükümleri göz önünde tutularak ve iyiniyet kuralları çerçevesinde yorumlanmalıdır. Burada, kullanılan sözlere değil, davacının gerçek amacına bakılmalıdır. Somut olayda, davacının dava yoluna başvurma nedeni ve amacı belirgindir. Diğer yandan, ileri sürülen zararın dava tarihi itibariyle tam belirlenemediği ve bu konudaki sıkıntı da açıktır. Böylesi bir durumda, ifade zaafı da taşıyan sözler ile davanın hukuki bir kalıba oturtulabilmesinden kaynaklanan zorluğun, davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerekir. Bu noktaya ilişkin yetki ve görevin, mahkemeye ait bulunduğu göz önünde tutulmalıdır. (HUMK.m.76). Tüm bu açıklamalar karşısında, davacının isteminin eda davası niteliğinde olduğu kabul ve benimsenmelidir. Mahkemece yapılacak iş, davanın esasının çözümlenmesidir. Yetersiz ve yanılgılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA; davalıların temyiz isteminin (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy