(2004 S. K. m. 89/2)
Dava: Davacı ................ vekili Avukat ............. tarafından, Davalı ................ aleyhine 23/01/2001 gününde verilen dilekçe ile İcra İflas Kanunu'nun 89/2. maddesi gereğince borçlu olmadığının tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 06/11/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekte temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, İcra İflas Yasası'nın 89/2. maddesi ve fıkrası gereğince borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, Dava dışı borçlu ........... aleyhine başlattığı icra takibi sırasında, 3. şahıs olarak borçlunun babası olan davacıya İcra İflas Yasası'nın 89/1. maddesine göre 1. haciz ihbarnamesi gönderilmiş, davacı süresinde 1. haciz ihbarnamesine itiraz etmiş ancak davalı alacaklının İcra Hakimliğine şikayeti üzerine, Ankara 9. İcra Hakimliğinin 26/10/2000 tarihli kararı ile 1. haciz ihbarnamesine yapılan itirazın usul ve yasaya uygun olmadığı halde icra müdürlüğünün 2. haciz ihbarnamesini göndermediği anlaşıldığından icra müdürlüğünün işleminin iptaline karar verilmiştir. Bunun üzerine davacıya 2. haciz ihbarnamesi gönderilmiş, davacıda eldeki bu davada borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece davacının davasını kanıtlamadığı gerekçesi ile istem reddedilmiştir. İcra takibine konu bono da borçlu olarak davacının oğlu ..................... gösterilmiştir. Bu senede dayanılarak yapılan icra takibi sırasında senet borçlusu borca itiraz etmemiş ve mal beyanında bulunmuştur. Davalı alacaklı bu davada "Asıl borçlu oğul benden elden para aldı, bu para karşılığı takibe konu senet düzenlendi, benden aldığı paraları babasına ( davacıya ) vereceğini bana şifaen söyledi" şeklinde iddia da bulunmuştur. Davacı ise bu iddiaya karşılık olarak "asıl borçlu oğlum, onu tanık olarak dinletmek istiyorum" diye beyanda bulunmuştur. Şu durumda davacı iddiasını kanıtlamak için tanık deliline de dayanmıştır. Yanlar arasında alacak-borç ilişkisi bulunmadığına göre davacının bu olayda tanık deliline dayanmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu yön üzerinde durulmadan, davacının gösterdiği tanık dinlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 17/09/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy