(818 S. K. m. 386)
Davacı S. Çıvgın ve F. Çıvgın vekili Avukat E. Dokuz tarafından, davalı SSK Genel Müdürlüğü ve M. Çiçek aleyhine 4/10/2002 gününde verilen dilekçe ile SSK hastanesindeki tedavi hatası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dayalı M. Çiçek için husumet, SSK. Genel Müdürlüğü için ise idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen 17/12/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre sigortalı olan davacı O. Çıvgın'ın çocuğu O. Çıvgın'ın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesinde, hastane personelinin meslek ve sanatta acemiliğine bağlı olarak hatalı tedavi uygulamaları sonucu ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece davalı SSK Genel Müdürlüğü hakkındaki davada İdari Yargı yerinin görevli olduğuna ve davalı doktor M. Çiçek hakkındaki davanın ise Anayasanın 129/5 maddesi uyarınca husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ve karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Sosyal Sigortalar Kurumu 4792 ve 506 sayılı yasalara göre kurulmuş ve özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiliği bulunan bir kuruluştur. Bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığın Adli Yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. Bu kapsamda Adli Yargı yerinde görevli olan mahkemenin tespiti için bu tür uyuşmazlıklarda hangi özel hukuk kurallarının uygulanacağı da açığa çıkarılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/2/2003 tarih 2003/21-95-113 sayılı kararında da benimsendiği gibi BK.' nun 386/2 maddesi uyarınca diğer iş görme sözleşmeleri hakkındaki yasal düzenlemelere tabi olmayan işlerde vekalet hükümleri uygulanır. Bu kuralların yanında kurumun çalıştırdığı doktor ile kurum arasındaki hukuki ilişkinin belirlenmesi tazminat ilkeleri açısından önemlidir. Dava konusu somut olayda taraflar arasında salt 506 sayılı yasadan kaynaklanan bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlığın çözümünde yanlar arasındaki hukuki ilişkide öncelikle Borçlar Kanunundaki adam çalıştırma ilkeleri ve vekalet akdi hükümleri uygulanabilecektir. Bu durumda açık kanun hükmü ile iş mahkemelerinde görüleceği belirtilmeyen bu tür dayanın genel mahkemede (Asliye Hukuk) görülmesi gerekir.
Diğer taraftan davalı doktor M. Çiçek' in kişisel1usuruno dayanılarak dayalı olarak gösterilmiş olması karşısında bu yönde inceleme yapılmadan husumetten red kararı verilmiş olması da doğru değildir. Öyleyse mahkemece işin esası incelenmelidir. Mahkemece bu yön1er üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar yerilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/4/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, davalı kuruma ait hastanede çocuğunun tedavisi sırasında yapılan hata nedeniyle doğan zararının tazminini istemiş, mahkemece verilen görevsizlik kararı dairemizce onanmıştır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu Kuruma bazı görevler yüklemiştir. Bu görevlerden biri de sigortalı ve yakınlarına sağlık yardımlarının yapılmasıdır. Kanunun 32. ve 35. maddelerinde ifadesini bulan bu yardımları kurum, teşkilatlandırdığı sağlık müesseselerinde aynen yerine getirdiği gibi hak sahibinin başka sağlık kuruluşlarında yaptırdığı tedavilerin bedelini ödemek suretiyle de yerine getirebilir. Aynı kanunun 134. maddesi gereğince bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara iş mahkemelerinde bakılır.
Davanın sebebi davalı Kuruma ait hastanede yapılan tedavi sırasında davacının çocuğuna yanlış ameliyat yapılmasından doğan zararın tazminidir. Bu olayda davalı çalışan doktorun fiili tedbirsizlik ve dikkatsizlikle davacıya zarar vermektir. Görevin 506 sayılı Kanundan doğmuş olmanın ötesinde yapılış biçimindeki suç nedeniyle görevin idari görev olarak değerlendirilmesi ve idari yargının görevli sayılması mümkün değildir. Görev adli yargınındır.
Yukarıda anılan 134. maddenin açık düzenlenmesine göre davaya iş mahkemesinde bakılması gerekir. Her iki davalı hakkındaki davanın birbirinden ayrılmaksızın, davaya iş mahkemesinin bakmasını temin edecek şekilde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davalılara göre davanın ayrılmama kurum hakkındaki davanın idari yargı yerinde bakılması ve şahıs hakkındaki davanın da adli yargı ve genel mahkemede bakılabilecek şekilde karar verilmesini uygun bulmadığımdan bozma kararının bu biçimine katılamıyorum. 14/4/2003
Full & Egal Universal Law Academy