(2577 S. K. m. 28) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 11/11/2002 gün ve 2002/8318-2002/12636 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararı, temyiz istemi üzerine, dairemiz tarafından, davanın reddedilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Dosyada bulunan belge ve bilgilere göre, davaya dayanak yapılan Sakarya 2. idare Mahkemesi'nin 9.11.2000 tarihli ve 1565/1551 sayılı kararı gereğinin, davalılar tarafından yerine getirilmediği sabittir. Davacının başvurusu, emsal karardan ve bozma ilamı azlık oyundan söz edilerek reddedilmiştir. 2577 sayılı Yasa m. 28 hükmü açık olup, iptal kararlarının öngörülen yasal süre içerisinde uygulanması gerekir. Aksine tutum, ilgililerinin tazminat sorumluluğunu gerektirir. Bu durumda, mahkemenin hukuka aykırılığın varlığına ilişkin saptaması doğru olup,; dairemizin davanın reddedilmesine ilişkin kararın yerinde görülmemiştir.
2- Diğer yandan, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan işte, somut olayın gelişim biçimi, tarafların dosyaya yansıyan tutum ve davranışları ile saptanan durumları göz önünde tutulduğunda, hüküm altına alınan tazminat miktarı fazladır. Kararın, değişik bu gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte gösterilen nedenlerle, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile dairemizin 11/11/2002 gün ve 2002/8318-2002/12636 sayılı bozma ilamının kaldırılmasına kararın 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.04.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Dava, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının profesörlük kadrosuna atanma isteği davalıların oluşturduğu İzzet Baysal Üniversitesi Yönetim Kurulunun 17/2/1999 tarih ve 1999/22-2 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacı İzzet Baysal Üniversitesi Yönetim Kurulunun anılan kararının iptali için Sakarya İdare Mahkemesine dava açmış, Sakarya 2. İdare Mahkemesinin 15.7.1999 tarih ve 1999/170 E. - 587 K. sayılı kararı ile davacının isteminin kabulü ile dava konusu idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu kararın davalı idarece YD istemli olarak temyizi üzerine Danıştay 8. Dairesinin 18/1/2000 tarih ve 1999/3586-E. - 2000/240 K. sayılı kararı ile; ...5 kişilik jüri üyelerinden üçünün raporunun olumsuz, ikisinin raporunun olumlu olduğu hatta bu iki raporda da bazı eksikliklerin belirtildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemle atama yapmayarak takdirini bu yönde kullanan Üniversite Yönetim Kurulu kararında kamu hizmetinin gerekleri ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir. Ancak, İdare Mahkemesince; davacının bilimsel dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir değerlendirme yapılmasının, hak ve hakkaniyete daha uygun düşeceği sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle Sakarya 2. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına... 18.1.2000 tarihinde karar verilmiştir. Görüldüğü gibi Üniversite Yönetim Kurulu'nun davacının isteminin reddine ilişkin kararında kamu hizmetlerinin gerekleri ve kamu yararına bir aykırılık görülmediği belirtilmiş, İdare Mahkemesi kararı eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.
Davacı, Sakarya 2. İdare Mahkemesi'nin 15.7.1999 tarih ve 1999/170 E. - 587 K. sayılı kararı bozularak henüz bir karar kurulmadan, yeniden profesörlük kadrosuna atanmak amacıyla başvuruda bulunmuş, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Yönetim Kurulunun 13.9.1999 tarih ve 1999/312 sayılı kararı ile bu istemi ret edilmiştir. Davacı bunun üzerine mahkeme kararının uygulanmadığını belirterek idare aleyhine Sakarya 2. İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açmış, mahkemece 22.11.2000 tarih ve 1999/729 E.-2000/1605 K. sayılı kararla, dava konusu işlemin iptali ile başvuru tarihi olan 23.8.1999 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal alacaklarının hesaplanarak davacıya ödenmesine ayrıca, 500 milyon TL manevi tazminata da karar verilmiştir. Bu kararın davalı idarece temyizi üzerine Danıştay 8. Dairesi 1.5.2001 tarih ve 2001/178 E. - 2008 K. sayılı kararıyla davacının bu isteminin 13.9.1999 gününde reddedildiği, idari işlemin iptaline karar veren Sakarya 2. İdare Mahkemesinin 15.7.1999 tarih ve 1999/170 E. - 587 K. sayılı kararının bu tarihte kesinleşmediği, dava konusu idari işlemde hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, eksik inceleme nedeniyle kararın bozulduğu, böylelikle İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin hukuki dayanağı kalmamıştır, daha sonra İdare Mahkemesince bozmaya uyulduktan sonra eksikliğin giderilerek yeniden işlemin iptaline karar verilmiş olmakla, ilk iptal kararının tekrar yürürlüğe gireceği ve hukuksal sonuçlar doğuracağı kabul edilemez. gerekçesiyle Sakarya 2. İdare Mahkemesinin bu kararı da bozulmuştur.
Davacının, idari işlemin iptaline ilişkin Sakarya 2. İdare Mahkemesinde açtığı dava sonunda, mahkemece 15/7/1999 tarih ve 1999/170 E. - 587 K. sayılı kararla idari işlemin iptaline karar verilmiş ise de, bu kararın bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak, bilirkişi incelemesi yaptırılarak 9/11/2000 tarihinde (2000/1565 E. - 1551 K. sayılı kararla) yeniden başa dönülerek 17/2/1999 tarih ve 1999/22-2 sayılı kararın (idari işlemin) iptaline karar verilmiş, karar davalı tarafça temyiz edilmiş, Danıştay 8. Dairesinin 1/5/2001 tarih ve 2001/182 E. - 2009 K. sayılı kararı ile önceki bozma kararındaki eksikliğin giderildiği, bilirkişi incelemesi sonucuna göre davacının profesörlük kadrosuna atanabileceği kabul edilerek karar onanmıştır.
Bu tarihe kadar davacının bilimsel yeterliliği tartışmalı bir durumdadır. Danıştay 8. Dairesinin davacının manevi tazminat istemini kabul eden İdare Mahkemesi kararını bozma gerekçesinde belirtildiği gibi, davacı lehine verilmiş bir yürütmeyi durdurma kararı da bulunmadığından İdare Mahkemesinin bozma kararına uyarak, bilirkişi incelemesi yaptırdıktan sonra vermiş olduğu iptal kararının Danıştay'ca onanması ile davacı lehine hukuksal sonuç doğurabilecek karar 1.5.2001 tarihinde ortaya çıkmıştır. Çünkü davacının bilimsel yeterliliği konusundaki bilirkişi raporu değerlendirilmek suretiyle, bu tarih itibariyle davacı profesörlüğe atanma hakkı kazanabilmiştir.
Dairemizce temyiz incelemesi yapılan Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.4.2002 tarih ve 2001/3 E. - 2002/144 K. sayılı kararı, davacının 5.12.2000 tarihli Profesörlüğe atanma isteğinin davalı Üniversite Yönetim Kurulu'nun 13.12.2000 tarih ve 2000/502 sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi, davacı lehine olan yargı kararının hukuki sonuç doğurabilme tarihi 1.5.2001'dir. Şöyle ki, Danıştay 8. Dairesinin 1/5/2001 tarih ve 178-2008 (aynı tarihli onama kararının bir önceki numarasını taşıyan 2001/182 E.-2009 K. sayılı) sayılı kararıyla, idari işlemi iptal eden ve manevi tazminata karar veren Sakarya 2. İdare Mahkemesi kararının iptaline karar verilirken, mahkemenin önceki kararının bozulduğu böylelikle İdare Mahkemesi gerekçesinin hukuki dayanağının kalmadığı, İdare Mahkemesince bozmaya uyulduktan sonra eksikliğin giderilerek yeniden işlemin iptaline karar verilmiş olmakla, ilk iptal kararının tekrar yürürlüğe girme ve hukuksal sonuçlar doğurma olanağı bulunmadığı, bu nedenle davacı lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceğine Danıştay'ca 1/5/2001 tarihinde karar verilmiştir. Dairemizce bu tarihten daha önceki bir tarih olan 5.12.2000 tarihi itibariyle manevi tazminata karar verilmesi gerektiğinin kabul edilmesi, bu konuda kesinleşmiş olan Danıştay kabulüne aykırılık oluşturmaktadır. Davacı, davalıların kin, garez ve düşmanlık duyguları ile hareket ettiklerini, başka bir anlatımla davalıların kişisel kusurlarına da dayanmış değildir.
Davacı lehine hukuksal sonuç doğuran Danıştay 8. Dairesi'nin 1.5.2001 tarihli kararı, davalı tarafa 1.6.2001 tarihinde tebliğ edilmiş ve 5.6.2001 tarihinde (dört gün sonra) yargı kararı uygulanarak davacının profesörlük kadrosuna ataması yapılmıştır.
Açıklanan bu olgular karşısında, orta yerde hukuksal sonuç doğuracak, uygulanması gereken bir yargı kararı bulunmadığından davalıların yargı kararını uygulamadıklarından söz edilemeyeceği gibi, davacının üzüldüğü ve kişilik haklarının rencide olduğu da iddia edilemez.
Bu nedenlerle, davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun Karar Düzeltme isteğinin kabulü yönündeki kararına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy