(4721 S. K. m. 683)
Davacı Hüseyin Özer vekili Avukat Bekir Güngör tarafından, davalı Hayrabolu Belediye Başkanlığı aleyhine 28/6/2001 gününde verilen dilekçe ile meraya davacı tarafından ekilen tespite konu ürünlerin aynen veya bedellerinin davacıya verilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/11/2002 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19/6/2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten soma dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince:
Dava, davacı tarafından meraya ekilen buğday ve arpanın aynen teslimi, mümkün
olmazsa bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, karar davacı ve davalı belediye tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kiraladığı taşınmazlara ektiği ürün için davalı belediyenin 3091 sayılı Yasa gereğince kaymakamlıktan men kararı aldığım, bunun üzerine kendilerince ürüne tedbir konulduğunu belirterek bu ürünlerin aynen tarafına iadesini, mümkün olmazsa bedelinin ödetilmesini istemiştir. Yargılama sırasında davaya konu parsellerin mera vasfı ile sınırlandırıldığı ve tapuya tescilinin yapılmış olduğu, dolayısıyla davacının mera parseline ekim yaptığı anlaşılmıştır. Mahkemece dava konusu taşınmazın yaklaşık elli yıldır kadastro mahkemesinde davasının sürmesi nedeniyle davanın geç bitiminden vatandaşlar kusurlu olamayacağından iyi niyetin varlığı kabul edilerek davacının yaptığı üretim giderlerine karşılık gelen kısmı kabul edilmiştir.
Dava konusu parsellerin kadastro mahkemesinde yaklaşık elli yıl süren yargılama sonucunda mera olarak sınırlandırıldığı ve 25/2/2000 tarihinde tapuya tescillerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.Davacının ekime dayanak yaptığı kira sözleşmesi ise 21/8/2000 tarihlidir. Meranın ekim dikim için kullanılması başlı başına suç olduğuna ve kesinleşen mera parselinin ekilmesi nedeniyle davacının iyi niyetinden de söz edilemeyeceğine göre, davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/6/2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Davacının ekim yaptığı yerin mera olması nedeniyle bu vasıftaki yere tahsis amacının dışında hiç kimsenin el atmaması gerektiği, bu anlamda davacının olduğu gibi davalının da özel amaçla kullanmaması gerektiği tartışmasızdır. Ancak; bu vasıftaki yeri davacı ekmiş ve davalı bu ekimden yararlanmıştır. Her ikisinin de el atmaması gereken yerden davalı tümü ile yararlanmış duruma geldiğine göre davacının yaptığı emek ve masrafın karşılığının davalı tarafından davacıya verilmesi hakkaniyetin gereğidir. Bu düşüncelerle, davanın tümden reddi gerekir gerekçesine dayanan bozma kararına katılamıyorum. 19/6/2003(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy