(2577 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 41) (2918 S. K. m. 85)
Davacı Y. Üçdal ve diğerleri vekili Avukat İ. Koç vd. tarafından, davalı İçişleri Bakanlığı aleyhine 20/10/1999 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/11/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilİ tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacılar, destekleri Y. Üçdal'ın polis memuru olduğunu, olay günü bir trafik kazası nedeniyle olay yerinde önlem alınarak yol kontrolü yaparken, dava dışı A. Özer'ce kullanılan ve dava dışı H. Esen' e ait araçla çarpılarak ölümü nedeniyle davalı İçişleri Bakanlığı'ndan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemişler, yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Trafik kazasından kaynaklanan zararın, Borçlar Kanunu'nun 41. maddesi gereğince haksız fiil faili sürücü ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereğince motorlu aracın işletenince karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda desteğe, ne davalı Bakanlıkça kullanılan, nede dayalı Bakanlığın işleteni olduğu bir araç tarafından çarpılmış olduğuna göre olay trafik kazasından kaynaklanan tazminat olarak nitelendirilemez. Davacılar dava dilekçesinde davalının sorumluluğunu "davalı idare kamu hizmetini istihdam ettiği polis, asker doktor vd vasıtasıyla yürütmektedir. Bu personellerin hizmetin işleyişi sırasında görev sebep ve tesiri ile zarar görmeleri halinde zarar, kamu külfetleri karşısında eşitlik prensibi çerçevesinde hizmetten faydalanan kamuya yayılarak tazmin olur. Anayasa'nın 125/son maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararların tazmini ile yükümlüdür. İdare kamu hizmetini yürütürken personelin gördüğü zararlardan sorumludur ve kusursuz objektif sorumluluk prensibi çerçevesinde bu zararın tazmini gerekir" demek suretiyle davalı idarenin hizmet kusuruna dayanmıştır. İdari bir hizmetin ifası sırasında meydana gelmiş, hizmet kusuruna dayalı zararlar tam yargı davasının konusunu oluştururlar. Bu davaların ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi hükmünce idari yargı yerinde açılması gerekir. Şu durumda dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddedilmesi gerekirken yanlış nitelendirme ile işin esasına girilerek verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına 3.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy