(506 S. K. m. 79, 140)
Dava: Davacı Sümer Holding A.Ş. vekili Avukat İ. Necdet Çetinok tarafından, davalılar Şerife Ö. ve diğerleri aleyhine 13/6/1996 gününde verilen dilekçe ile davacı kurum çalışanı davalıların neden oldukları kurum zararının tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 7/5/1998 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat İ. Necdet Çetinok tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davalıların neden oldukları kurum zararının ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacı Sümer Holding A.Ş. vekili, davalılar Şerife Ö., Alim B. ve Hazeri Ç.'nun, davacı kurumda işçi statüsünde çalışan kişilerin SSK pirim bildirge ve bordrolarını yasal süre içerisinde Sosyal Sigortalar Kurumu'na vermeyerek SSK tarafından davacı kuruma idari para cezası tahakkuk ettirilmesine ve kurum zararına neden olduklarını ileri sürerek zararın ödettirilmesini istemiştir.
Davalılar 506 sayılı SSK Kanunu'nda 12/5/1993 gün ve 3910 sayılı Kanun'la değişiklikler yapıldığını, davacı kurum Pazarlama İşletmesi Müdürlüğü'nden uygulama ile ilgili talimat beklendiğini, prim bildirge ve bordrolarının SSK'ya geç verilmesinin uygulamadaki değişiklikten kaynaklandığını, talimat alındıktan sonra bildirimlerin yapıldığını, kurum zararının bulunmadığını davanın reddini savunmuşlardır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79. maddesi ile işverenlere çalıştırdığı sigortalının sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançları toplamı ve prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren prim bildirgelerini ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar Kurum'a vermek zorunluluğu getirilmiş; bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işverenler hakkında 140. madde hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür. Aynı Kanun'un 140. maddesinde; yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenler hakkında yazılı ihtar şartıyla idari para cezası uygulanması hüküm altına alınmışken 12/5/1993 tarihinde yürürlüğe giren, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair 3910 sayılı Kanun'la yazılı ihtar şartı kaldırılarak, her fiil için ayrı ayrı, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası öngörülmüştür. Prim bildirge ve bordroların ilgili kuruma verilme süresi yönünden ise 506 sayılı Kanun'da herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
Davalı Hazeri Ç'nun davacı kurumda bölge müdürü, Alim B'ın personelden sorumlu müdür yardımcısı, Şerife Ö'in ise personel şefi olarak görev yaptıkları, kurum çalışanı işçilerin SSK prim bildirge ve bordrolarını ilgili kuruma yasal süre içerisinde göndermekle sorumlu oldukları, 3910 sayılı Yasa ile 506 sayılı Kanun'da yapılan değişikliğin prim bildirge ve bordroları verme süresinde herhangi bir değişiklik yapmadığı yalnızca bildirimleri süresinde yapmayan işverenler hakkında uygulanacak idari para cezalarında önceden yazılı ihtar şartını kaldırmış olduğu, davalıların prim bildirge ve bordrolarını zamanında SSK'ya verme yükümlülüklerini yerine getirmeyerek davacı kuruma idari para cezası tahakkuk ettirilmesine, böylece kurum zararına neden oldukları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda davalıların sorumluluğuna karar verilmek gerekirken yasal düzenlemeye uygun bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiş olması yerinde değildir. Kaldı ki, bu konuda bilirkişi görüşüne başvurulmuş olması da usulün 275. maddesine aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy