(818 S. K. m. 41, 60)
Dava: Davacı Yapı Kredi Bankası vekili Avukat Nazan Şarlak tarafından, davalı Yusuf Tozkoparan aleyhine 5/2/2000 gününde verilen dilekçe ile depremde zarar gören binanın projesine uygun hale getirilmesi ve beton mukavemetinin artırılmasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; binanın projesine uygun hale getirilmesi isteminin zamanaşımından reddine, binanın güçlendirilmesi istemi yönünden mahkemenin görevsizliğine dair verilen 7/2/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucu davalının inşa ettiği ve davacının iki bağımsız bölümünün maliki olduğu binanın hasara uğradığını belirterek, binanın projesine aykırı yapılması nedeniyle projesine uygun hale getirilmesi ve binanın mukavemetini artırmak için ek destek yapılmasını istemiştir.
Yerel mahkemece, binanın projesine uygun hale getirilmesi isteminin zamanaşımı yönünden reddine, ek destek isteğinin ise Kat Mülkiyeti Yasası'nın uygulanması gerektiğinden Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Yasalarda öngörülen zamanaşımı sürelerinin işlemeye başlayabilmesi için öncelikle o hakkın istenebilir bir konuma, duruma gelmesi gerekmektedir. Haksız eylemlerde zamanaşımı konusunu düzenleyen BK.'nun 60. maddesinin hükmüne göre; haksız bir eylem sonucu meydana gelen zarar nedeniyle zarar görenin, zararı ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her durumda zararın meydana gelmesini sağlayan eylemden itibaren on yıl içinde istemde bulunulması gerekir. Buna göre hukuka aykırı eylemin varlığına karşın, zarar gerçekleşmemişse zamanaşımı süresinin başlaması söz konusu olamaz. Davaya konu olaydaki deprem, yani zarar doğrucu sonuç 17/8/1999 günü meydana gelmiş olup, eldeki bu davada 8/3/2000 tarihinde, yani BK'nun 60. maddesindeki bir yıllık süre geçmeden açılmıştır. O halde bir kısım istemin zamanaşımından reddedilmesi doğru değildir.
Ayrıca ek destek yapılması isteminin de genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Kat mülkiyeti yasası uygulanmaz. Bu nedenle bu istemle ilgili görevsizlik kararı verilmesi de uygun görülmemiştir. Yerel mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdiden incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/4/2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI
İstek deprem sonucu yıkılmadan doğan zarar ile ilgilidir. Zarara sebep olan imalattan depremin meydana geldiği tarihe kadar 10 yıldan fazla zamanın geçtiği bellidir. Olayda uygulanacak ceza zamanaşımının en fazla 5 yıl olduğunda tereddüt yoktur. Zamanaşımının hangi tarihte başlayacağı, Borçlar Kanunu'nun 60/2 ve 125. maddelerindeki 10 yıllık sürenin nasıl uygulanacağı tartışma konusudur.
Olaydan sorumlu olan davalının yıkılan yapı ile ilgisini 10 yıldan fazla süre önce kestiği bellidir. Yapıdaki yıkımda etkili olan eksiklik ve davalının sorumluluğunun başlangıcı bu tarih itibarıyla doğmuştur. Kaideten zararın o tarih itibarıyla doğduğunu kabul etmek gerekmektedir. Zararın doğduğunun öğrenilmesi tarihi de önemli olup, bu öğrenmeden itibaren 1 yıl içinde dava açılabilir ise de kanundaki "her halde zararın vukuundan itibaren 10 sene" içinde davanın açılması gerektiğine dair kesin ifade karşısında zararın fiilden itibaren 10 sene içinde meydana gelmemesi halinde davanın açılamayacağını kabul etmek gerekmektedir. Gerek akti ve gerek haksız fiil sorumlulukları için en fazla 10 yıllık süre kabul edildiğinden yapının yapıldığı tarih itibarıyla zarara sebep olan eylemin varlığını kabul etmek gerektiğinden, depremin bu 10 yıllık süreden sonra meydana gelmesi zamanaşımının o tarihten itibaren başlatılması için haklı neden sayılamaz. Aksi halde yasalarda düzenlenmeyen bir zamanaşımı türü meydana çıkar. Olayda zamanaşımının gerçekleştiğini kabul etmek gerektiğinden bozma kararına katılamıyorum. 28/4/2003
Full & Egal Universal Law Academy