(818 S. K. m. 45, 47, 50, 51) (1086 S. K. m. 74) (765 S. K. m. 65)
Dava: Davacı Fatma K. ve diğerleri vekili Avukat O. Çıtlak tarafından, davalı Kamil Ç. ve Süleyman Ç. aleyhine 9.3.2000 gününde verilen dilekçe ile desteğin öldürülmesinden kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 6.12.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, desteğin davalı tarafından öldürülmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılardan ölenin eşi Fatma K. için dava dilekçesinde 2.000.000.000 lira maddi tazminat istenmiştir. Mahkemece, HUMK. nun 74. maddesine aykırı biçimde talep aşılarak (4.900.274.793 TL) maddi tazminata hükmedilmiştir. Bu haliyle karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı Süleyman Ç. yönünden;
Uyuşmazlık müteselsilen (zincirleme olarak) sorumlulukla ilgilidir. Bu kurum, BK.nun 141-147. maddelerinde düzenlenmiştir. Yasalarda terim olarak teselsül ya da müteselsil sorumluluk biçiminde yer alan sözcükler, "tam teselsül" anlamındadır. Anılan yolla borçlu olanlar, zararın tamamından sorumludur. Zarar gören (alacaklı) dilediği borçluya başvurabilme hakkına sahiptir. Hukukumuzda bu tür sorumluluk, BK.nun 50, 51, 179, 302, 534; TTK. nun 178, 256, 336, 485/2; MK. nun 412/2, 582; 506 sayılı Yasanın 26; Basın Kanunu'nun 17; Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 181 ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88 ve 89. maddelerinde olduğu gibi tek tek belirlenmiştir. Zincirlemenin doğal sonucu olarak sorumlulardan birinden icra ya da dava yoluyla paranın istenmesi öteki sorumluya karşı zamanaşımını keser.
Ceza Mahkemesinin kesinleşen hükmüne göre davalılar TCK. nun 464. maddesiyle hükümlendirilmiş olmasına rağmen mahkemece onlar açısından müteselsil sorumluluğun varlığı kabul edilip bu esasa göre ödetme kararı verilmiştir.
Oysa yasa hükmü kavgada el uzatılmasını, öldürme ve yaralama eylemine iştirak veya TCK. 65. maddesi anlamında müzaheret olarak benimsememiştir. Bu bakımdan kavgaya el uzatanı ölümden veya yaralamadan doğan zarardan teselsül kuralları uyarınca BK.nun 50 ve 51. maddelerindeki esaslara göre müteselsilen sorumlu tutmaya olanak yoktur. Ancak TCK. nun 464/1. maddesi gereğince cezalandırılan, kendi eyleminden dolayı TCK. nun 467. maddesi gereğince sorumlu tutulabilir. Anılan yön gözetilmeksizin, adı geçenin müteselsilen sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 ve 3 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy