(818 S. K. m. 41, 43)
Davacı T. Küçük ve arkadaşları vekili Avukat A. Kaya tarafından, davalı E. Dağdelen ve diğerleri aleyhine 1.5.1998 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.12.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Henkel A.ş. ve E. Dağdelen vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
Olayla ilgili olarak verilen ceza mahkemesi kararında maddi olgular değerlendirilerek davalının kusursuz olduğu belirtilip beraat etmiştir. Eldeki davada alınan bilirkişi raporlarında, maddi olguda bir değişiklik olmadığı halde davalının olay yerinde duran bir aracın bulunduğunu ve buna göre bir önlem olmasının gerektiği halde tedbirsiz davranışını kusurlu bulmuş ve rapora göre karar verilmiştir. Kusur, bir kimsenin hukukun öngördüğü şekilde değil, somut olaydaki gibi davranmasıdır. Şu halde, davalının bu olayda kazanın oluşmaması için ne biçimde hareket etmesi gerektiği üzerinde durmak gerekir. Destek, kazadan sonra otoban olan yolda sol şeritteki bariyere çarparak durmuştur. Görünürdeki duruma göre sol şeridin mevcut kaza nedeniyle kullanıma uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacılar desteğinin yolda gerekli trafik işaretlerini koyup ikinci bir zararlandırıcı eylemi önlemesi gerekirdi. Bunları yerine getirmemiştir. Davalının durumuna gelince, araçların ışık kullanabilecek şekilde havanın karardığı, yolun otoyol olması nedeniyle süratinin uygun olabileceği, davalının uzaktan bir araç ışığı görmüş olması gerekse dahi, bu aracın hareket halinde olup olmadığını ancak yanına gelince anlayabileceği, nitekim yanına gelince aracın yanındaki şeridi kullandığı, ancak bu sırada karşısına çıkan yayaya çarptığı anlaşılmaktadır. Şu durumda davalının kusurundan söz edilemez. Davalının uyması ve yapması gereken bir davranışı yerine getirmediği de düşünülmemelidir. Bu nedenle davanın reddi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.9.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından yerel mahkeme kararının ONANMASI gerektiğine görüşünde olduğumdan, çoğunluğun BOZMA kararına katılamıyorum. 15/9/2003
Full & Egal Universal Law Academy