(818 S. K. m. 41, 42, 43)
Dava: Davacı Maliye Hazinesi vekili tarafından, davalı Kamil aleyhine 20/2/2002 gününde verilen dilekçe ile rucüen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/10/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava 2330 sayılı Yasa uyarınca ödenen tazminatın rucüen tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karar her iki tarafça temyiz edilmiştir.
a) Dava konusu olayla yaralanan polis memuru hakkında her ikisi de tek doktor tarafından düzenlenmiş olan raporlarda bildirilen işten kalma süreleri arasında büyük bir fark bulunmaktadır. O halde öncelikle bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinden Adli Tıp Kurumu'ndan yeniden rapor alındıktan sonra varılacak uygun sonuca göre karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
b) Davalının sorumluluğu haksız eylemden kaynaklandığı ve zarar da bu tarihte doğmuş olacağına göre sorumluluğun kapsamının da olay tarihi esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olay 30.6.1999 da gerçekleşmiş, yaralanan polis memurunun 2330 sayılı Yasa'ya göre tazminat isteğinin idarece reddedilmesi sonucu açtığı iptal davasının lehine sonuçlanmasından sonra 20.11.2001 tarihinde ve bu tarihte geçerli olan ücret esas alınmak suretiyle tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Böylece olay tarihinden iki yılı aşan süre geçtikten sonra artan ücretler nedeniyle ödenen tazminat miktarı da artmıştır. Davalının kusurundan kaynaklanmayan böyle bir gecikme nedeniyle artan tazminat miktarından sorumlu tutulup tutulmayacağı da ayrıca değerlendirilmeli ve varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmamış olması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy