(818 S. K. m.41) (743 S. K. m.902) (4721 S. K. m.989)
Dava: Davacı Asım vekili tarafından, davalı İbrahim ve Behçet aleyhine 3.10.2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; davalılardan Behçet hakkındaki istemin kısmen kabulüne, diğer davalı hakkındaki istemin reddine dair verilen 30.12.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, adına trafikte kayıtlı bulunan aracın çalındıktan sonra davalılardan İbrahim'in elinde bulunduğunu belirterek adı geçen davalı oluşturulan kaydın iptali ile aracın kendisine teslimini veya aracın değerinin ödetilmesini istemiş; davalı olarak da aracı elinde bulundurun İbrahim ile aracı ona satan Behçet'i hasım olarak göstermiştir. Mahkemece, İbrahim hakkındaki istemin reddine, aracın bedelinin diğer davalı Behçet'den alınmasına karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacı adına kayıtlı bulunan 34 M... 48 plakalı aracın 13.9.1993 günü çalındığı, davacı adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ile 17.9.1993 tarihinde davalılardan Behçet'e noter sözleşmesi ile satılarak 06 J... 58 plakasını aldığı ve bu davalı tarafından da 22.9.1993 tarihinde yine noter sözleşmesi ile diğer davalı İbrahim'e satılarak onun adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, 17.9.1993 tarihli noter satış sözleşmesinin dayandığı nüfus cüzdanı örneğinin gerçek Asım'ın (davacının) kimlik bilgilerine uymadığı ve bu kimliğin sahte olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Böylece gerçekte malik olmayan kişinin (hırsızın) sahte kimlik kullanmak suretiyle yapmış olduğu satış işlemi geçersiz olur. Geçersiz bir satış mülkiyetin geçişini sağlayamayacağına göre ondan sonraki davalıya yapılan satışta geçersiz olup alıcının iyi niyetli olması bile sonucu değiştirmez. Bu durumda rızası dışında elinden çıktığı anlaşılan otomobilin davacıya ait olduğuna ve ona iadesine karar verilmelidir. Davalı ancak MK.nun 902. maddesinden kaynaklanan bir hakkı varsa onu isteyebilir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy