(4721 S. K. m. 6)
Davacı Derya K. vekili Avukat Orhan Baştanoğlu tarafından, davalı Semih K. aleyhine 26/11/2001 gününde verilen dilekçe ile ziynet eşyalarının alınmasını, olmadığı takdirde bedeline hükmedilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kabulüne dair verilen 17/12/2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, davalı ile evliliklerini sürdürmeyip ayrıldıklarını, bir kısım eşyaların Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespit sırasında kendisine teslim edildiğini, teslim edilmeyen ziynet eşyalarının davalı tarafından evlilikten hemen sonra kendisinden alındığını ileri sürerek, dava konusu ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde parasının ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı ise, ziynet eşyalarını almadığını, davacının kendi borçlarını ödemek amacıyla bir kısım ziynetlerini sattığını, bir kısmı ile de bir miktar para eklenerek davacıya takı seti alındığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece istem kabul edilmiş; kararı davalı temyiz etmiştir.
Genel yaşam deneyimlerine göre olağan olan, ziynet eşyaların kadının üzerinde taşıyacağı veya kadın tarafından evde saklanmış olacağıdır. Bu tür eşyalar rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen veya götürülebilen nevindedir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi veya gizlenmesi doğaldır. Kadın evden ayrılırken bunların zorla elinden alındığı veya götürülmesine engel olunduğu gerçekleşmedikçe altın ve ziynetlerin evde ya da kocada kaldığını kanıtlama yükü kadına düşer. Kadın altın ve ziynetlerin götürülmesine engel olunduğunu veya bunların zorla elinden alındığını; evden ayrılmadan önce ya da evden ayrılırken götürme fırsatını elde edemediğini kanıtlamalıdır.
Somut olayda davacı kadın, dava konusu ziynet eşyalarını davalı kocanın kendisinden aldığını ileri sürmüş; bu iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletmiştir. Davacı tanıkları ise, ziynetlerin davacı tarafından davalıya ya da davalının annesine verildiğini davacıdan ve davacının annesinden duyduklarını aktarmışlardır. Davacı ziynet eşyalarının davalıda kaldığını tanık anlatımları ile kanıtlayamadığı gibi müşterek ikametgahtan ayrılırken de ziynet eşyalarını götürme olanağının bulunmayacağı karinesi olabilecek bir durum da saptanamamıştır. Davalı tanıkları gibi davacı tanıklarının da görgüye dayalı bilgileri yoktur. O halde davacının, ziynetlerini götürmesine engel olunduğunu veya zorla elinden alındığını yahut evden ayrılmadan önce ya da evden ayrılırken götürme fırsatını elde edemediğini veyahut da bunların davalı kocada kaldığını kanıtladığından söz edilemez. Mahkemenin, davacı tanıklarının anlatımlarına göre ziynetlerin davalıda kaldığının anlaşıldığı, davalı tanıklarının açıklamalarının görgüye dayalı olmadığından yerinde görülmediğine ilişkin gerekçesi de somut olaya uygun düşmediğinden yerinde değildir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek istemin tümden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 2/10/2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy