(818 S. K. m. 41, 42, 43)
Dava: Davacı A.U. ve diğerleri vekili Avukat F.T. tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü ve Aygün İnş. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 2.4.2002 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu bakamından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 9.7.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacılar, davalıların hukuka aykırı olarak taşınmazlarına hafriyat dökerek zarar verdiklerini iddia ederek tazminat istemişlerdir. Mahkemece, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; kararı davacılar temyiz etmişlerdir.
Dava konusu edilen olayda, davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yol yapım işini ihale ile diğer davalıya verdiği, işin yapımı sırasında davacılar ait taşınmazlara hafriyat döküldüğü anlaşılmaktadır. Davalı Genel Müdürlük işin sözleşme ile diğer davalı Şirkete verildiğini; diğer davalı ise, Rize İl İdare Kurulu'nun 3.2.2000 gün ve 2000/39 sayılı kararı ile taşınmazların üç yıl süreyle geçici işgaline karar verildiğini, işgal bedelinin davacılar hesabına bankaya yatırıldığını, işin sahibi olan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün gösterdiği yere hafriyat döktüğünü belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davalılar arasında, davacının zararına yol açan işin yapılması konusunda bir sözleşme yapıldığı, davacılara ait taşınmazlar ile ilgili geçici işgal alındığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, davalıların haksız eylemi sonucu zarar gördüklerini iddia ettiklerine göre davalıların konumları da gözetilerek, davalıların haksız eylemin meydana gelmesindeki katkıları gözetilmelidir. Bu bağlamda; taraflar arasındaki sözleşme getirilerek yaptırılan işin niteliği açıklığa kavuşturulmalı; ayrıca, 9 Şubat 1331 tarih ve 2455 sayılı Menafii Umumiyeye Müteallik Hususat İçin Efrada Ait Arazi ile Taş Ocaklarının Muvakkaten İşgali Hakkında Kanun hükümleri de incelenip değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Açıklanan yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan, idare mahkemesinde kime karşı dava açılabileceği 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nda gösterilmiştir. Anılan Yasadaki düzenleme gereğince, gerçek kişiler aleyhine idari yargı yerinde dava açılamaz. Bu düzenlemeye aykırı olarak gerçek kişi olan davalı şirket yönünden de yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddedilmiş olması doğru değildir. Karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy