(2709 S. K. m. 129)
Dava: Davacı Nejat vekili Avukat tarafından, davalı Özcan aleyhine 24/9/2001 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 27/2/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece Anayasa'nın 129/5. maddesi uyarınca ilgili idare aleyhine dava açılması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa'nın memur ve kamu görevlileri için öngördüğü teminaz "idari eylem ve işlem" olarak nitelenebilecek davranışlarda söz konusudur. Memurlar ve kamu görevlilerinin kişisel kusur teşkil eden eylemleri Anayasa'nın 129/5. fıkrasının kapsamında değildir. Memurun kamu görevini yerine getirirken zarar veren davranışı idari eylem ve işlemden kaynaklanmıyorsa çoğu kez suç oluşturan bu davranışlar nedeniyle memur zarar görene karşı doğrudan doğruya ve kişisel kusurdan dolayı sorumlu olur.
Davacı kişisel kusuruna dayandığına göre öncelikle davalının davranışının kişisel kusur oluşturup oluşturmadığı tespit edilmelidir. Kişisel kusur 22/10/1979 tarih 7/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi sadece kin, hınç, düşmanlık ve benzeri duyguların etkisi ile gerçekleştirilen eylemler bakımından değil, görevin gerekli kıldığı özenin gösterilmemesi ve mesleğin getirdiği ilkelere uyulmaması durumlarında da söz konusu olur.
Dava konusu olayda, davalının yargı kararını tam uygulamadığı iddia edilmektedir. İdari Yargılama Usul Yasası'nın 28. maddesi yargı kararını uygulamayan gerçek kişi aleyhine tazminat ve ceza davası açılabileceğini öngörmektedir. Bu düzenleme dahi davalı aleyhine kişisel kusur oluşturan davranışı nedeniyle dava açılabileceğini gösterir. O halde mahkemece işin esası incelenerek davalının kişisel kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve varılacak uygun sonuç uyarınca karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/10/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy