(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 25) (3065 S. K. m. 20/4) (2709 S. K. m. 73)
Dava : Davacı Doğu Perinçek vekili Avukat Zühre Genişel tarafından davalılar Beyhan Aslan ve Anadolu Ajansı T.A.Ş aleyhine 26.4.2002 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarının saldırıya uğramasından doğan manevi tazminatın istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 4/3/2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 2/3/2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat Zühre Genişel ile karşı taraftan davalılardan Beyhan Aslan vekili Avukat Sevda Çiftçi geldiler, diğer davalı Anadolu Ajansı adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosya görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Davacı davalılardan Beyhan Aslan'ın 20.2.2002 tarihinde düzenlediği basın toplantısında kendisi için "Mit Ajanı mıdır nedir? Uyduları mı var? Neyle beslenir? Parası nereden, ağzından hiç hayırlı laf çıkmaz, söyledikleri şerdir, hep tahrik eden olmuştur" şeklindeki kişilik haklarına saldırı oluşturan sözler söylediğini, diğer davalının ise bunları alarak servise verdiğini belirtip manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece dava reddedilmiştir.
Davalı Beyhan Aslan'ın basın toplantısında söylediği ve diğer davalı tarafından yayınlanan ifadeler doğrudan davacının kişiliğini hedef alan eleştiri sınırları dışında ve gerçekliği de kanıtlanmamış beyanlardır. Hakaret nitelikli bu sözler nedeniyle davacının kişisel değerlerinin ihlal edildiğinin kabulü ile uygun görülecek tazminat miktarına hükmolunması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın tümden reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- a ) Mahkemece takdir edilen vekalet ücretine, katma değer vergisi eklenerek hüküm kurulmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; " bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir" denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde "belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez." Hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen "vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve Yargılama Hukuku bakımından öncelikle göz önünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı Yasanın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer bir ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklememesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi biçiminde verdiği sonuç usul ve yasaya aykırı olup karar bu nedenle de bozulmalıdır.
b ) Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. ( 29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK. ) Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. ( HUMK. m. 417/1, m. 423/b.6. )
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükmü koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde "yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti" biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin - ve bu bağlamda vekalet ücretinin - davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki "vekalet ücreti avukata aittir." biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimdeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır. Açıklanan nedenlerle taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 1 ve 2/a-b ) bentlerinde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı vekili için takdir olunan 375.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 2.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy