(2004 S. K. m. 67)
Dava: Davacı B... EDAŞ vekili Avukat tarafından, davalı Nurettin (Y... I...) aleyhine 6/3/2002 gününde verilen dilekçe ile ilamsız icra takibine itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 18/9/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, ilamsız icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece yanlış kişi aleyhine dava açıldığı gerekçesiyle husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından yapılan icra takibinde borçlunun adı Nurettin olarak gösterilmişse de ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu tarafından yapılan itirazda gerçekte adının Y... I... olduğunu bildirmiştir. Dava dilekçesinde Y... I... adı yazılarak davalı olarak gösterilmiştir. Bunun yanında Nurettin isminin de yazılmış olması davanın yanlış kişi hakkında açıldığı anlamına gelmez. Kaldı ki, davalıya çıkan tebligatta her iki isme de yer verilmiş ve bu haliyle tebligat yapılmıştır. Bu durumda gerçek adı yanında toplumda tanındığı diğer adının da yazılmış olması davalının sıfatında bir tereddüt yaratmaz. O halde mahkemece işin esası incelenerek varılacak uygun sonuca göre karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy