(3533 S. K. m. 1)
Dava: Davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekili avukat tarafından, davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine 13.10.1999 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumetten reddine dair verilen 19.12.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece hakem sıfatıyla davaya bakılarak davanın husumetten reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar 3533 sayılı Kanunun birinci maddesine göre genel, katma ve özel bütçelerle yönetilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediyelere yahut özel idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan uyuşmazlıklardan adalet mahkemelerinin görevi içinde bulunanlar o kanunda yazılı tahkim usulüne göre çözülür ise de; davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin sermayesinin tamamı devlete ait olmadığı, kuruluşunda gerçek kişilerin de payı olduğu gözetildiğinde davada 3533 sayılı Yasa hükümlerine göre değil, genel hükümler uyarınca yargılama yapılarak hüküm vermek gerekir.
Yukarıda anılan hususlar göz ardı edilerek genel mahkemelerde görülmesi gereken davaya hakem mahkemesinde bakılması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.10.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava hakemde açılmış, hakem sıfatıyla karar verilmiş, temyiz üzerine dairemizce yukarıdaki gibi karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğünden 10 yıl kadar sonra kabul edilen 3533 Sayılı Kanunla (Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yoluyla Halli Hakkında Kanun (Mecburi Tahkim Usulü getirilmiş, kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıkların ortadan kaldırılması adli yargının görev alanından çıkarılarak bu kanunda belirlenen hakemlere verilmiştir. Kanun'un 2. maddesinde belirlediği kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıklarda hakemin bir bakan olacağı belirlenmiş iken, 4. maddesindeki uyuşmazlıklarda o yerin en kıdemli hukuk hakiminin hakemlik görevini yapacağı kararlaştırılmış bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 6. maddesine göre hakemlerce verilen kararlar kesin olup bu kararlar için hiçbir makam ve mercie başvurulamaz. Ancak kararı uygun bulmayan taraf hakeme itiraz edebilir. Bu düzenlemede hakemin hakim olması kanun koyucunun bir tercihi olup verilen kararların kesinliği ve niteliği bakımından önemli değildir. Başka bir deyişle bu yargı yerini (Mecburi Hakem) yargının bir şubesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksi halde 2. maddedeki bakanın hakem olarak baktığı işlerle ilgili kararlar kesin olduğu halde 4. maddedeki hakemin hakim olduğu işlerin kesin olmadığı gibi farklılık yaratılmış olur ki, bu şekilde ikilik yaratmak Kanun'un düzenleme amacına ters düşer.
Tüm mahkemelerin bu arada doğal olarak Yargıtay'ın da görevi kanunla belirlenmiştir. Yargıtay'ın görevleri adli yargıdaki ilk derece mahkemelerinin görevlerine giren işlerde verdikleri kararları temyiz mercii olarak incelemek, istisnai hallerde de ilk derece mahkemesi görevini yapmaktır. Yargıtay'ın görevini belirleyen düzenlemede 3533 sayılı Yasa gereği hakemlerce verilen kararların üst mahkeme olarak Yargıtay'ca inceleneceğine dair hüküm bulunmadığı gibi, özel yasada da Yargıtay'a bir görev verilmemiş, aksine hakem kararları aleyhine hiçbir yere başvurulamayacağı belirlenmiş bulunmaktadır. Bu kurallara rağmen temyiz incelemesi yapılabilmesinin gerekçesi kararın hakim tarafından verilmiş olması ise, hakimlerce verilen her kararın temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki o takdirde ilçe seçim kurulu başkanı olan hakimin, seçimle ilgili verdiği kararın da, sırf hakim tarafından verilmiş olması nedeniyle temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki bu sonuç mevzuata ve tatbikata aykırı olur.
Özel kanununda da belirtildiği üzere 3533 sayılı Kanun gereğince hakem tarafından verilen kararlar aleyhine hiçbir mercie başvurulamayacağı belirlenmiş olan işte Yargıtay'ın her ne suretle olursa olsun inceleme yetkisi yoktur. Bu nedenle işin dairemizce incelenmiş olmasını uygun bulmadığımdan karara katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy