(4721 S. K. m. 4, 24) (818 S. K. m. 42, 43) (5846 S. K. m. 86)
Dava: Davacı Wolf Schmid N vekili Avukat Ünsal Piroğlu tarafından, davalı Simge Yay. Dağ. A.Ş. aleyhine 12.12.2001 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.9.2002 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak ta davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 8.7.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat Ünsal Biroğlu ile karşı taraftan davalı şirket vekili Avukat Ş. Evrim İnal geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava, yayın yolu ile kişilik hakkına saldırı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu edilen 8.3.2000 tarihli yayında; diyanetli erkekte iktidarsızlık konusunda genel tıbbi açıklamalara yer verildiği, yayınla hiçbir ilgisi bulunmadığı halde davacının yabancı bir dergide yayınlanmış bulunan fotoğrafı bu açıklamaların yanında basılarak resmin altına Üzülme Her derdin çaresi var. Şeker hastalığı erkekleri bu hale sokuyor. Oysa kara kara düşünmek yerine sorunun çözümü için bir üroloğa başvurmak gerekiyor sözcüklerinin yazıldığı görülmektedir.
Davacı, Almanya'da ünlü bir film, tiyatro ve tv. yıldızı olduğunu, televizyon dizilerinde oynadığını belirterek yayında iktidarsızlık sorunu olan biri gibi gösterilmesi sonucu oyunculuğunun olumsuz yönde etkilenmesi nedeniyle maddi zarara uğradığını açıklamış, MK. nun 24 ve 24/a maddeleri uyarınca maddi tazminat ile mahkeme kararının yayımlanmasını ve hukuka aykırılığın tespitini istemiştir. Mahkemece, olayda FSEK. 86. maddesi gereğince maddi tazminat istenemeyeceği nedeniyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle de yayım isteminin reddine karar verilmiştir.
Somut olayın özelliğine göre, maddi tazminat istemi FSEK. 86. maddesi gereğince değil MK. nun 24/a maddesi uyarınca istendiği anlaşılmaktadır. Yeni MK. nun 25. maddesinde kişilik hakkına hukuka aykırı saldırı durumunda maddi tazminat ve yayım istenebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının yabancı bir dergide yayımlanmış olan fotoğrafın ilgisiz bir yayında ve yayım istenebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davacının yabancı bir dergide yayımlanmış olan fotoğrafın ilgisiz bir yayında ve davacının kişilik hakkına saldırı oluşturur biçimde yayınlanması onu kamuoyunda ve tanındığı çevrelerde küçük düşürücü olup, yaptığı iş itibariyle maddi zarara uğratıcı nitelik taşımaktadır. Bunun içindir ki davacının maddi zararının belirlenmesi BK.nun 42. maddesi hükmünden yararlanılması ve maddi tazminat miktarının takdir edilmesi ve hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu kalem isteğin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, somut olayın özelliği ve davacının tanındığı çevreler gözetildiğinde manevi tazminata hükmedilmesinin davacının uğradığı zararı hafifletmekte yetersiz kalacağı sonucuna varıldığından istek doğrultusunda yayıma da karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu isteğin de reddedilmesi ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
b) Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan işte tarafların konumları, yayında kullanılan sözcükler ve yukarda belirtilen ilkeler gözetildiğinde mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmolunmak üzere yerel mahkeme kararının bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2/a ve b) bendinde gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA davacının diğer temyiz itirazları ile davalının tüm temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 8.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy