(1086 S. K. m. 236) (818 S. K. m. 41, 47, 49)
Dava: Davacı Dudu İ ve diğerleri vekili Arif S tarafından, davalı Muzaffer İ. aleyhine 2.12.2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.3.2002 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18.3.2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Sami Türemen geldi, karşı taraftan davacılar adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının öteki temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar Dudu İ. ve Muzaffer İ. davalı tarafından desteklerinin öldürülmesi nedeniyle 400.000.000'ar lira manevi tazminat isteminde bulunmuşlar, yerel mahkemece anılan davacılar için 300.000.000'ar lira manevi tazminata hükmedilmiştir. Olayla ilgili olan ceza yargılamasına müdahil olarak katılan davacı Dudu İlhan ve Muzaffer İlhan müdahele dilekçelerinde 100.000.000'ar lira manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Böylece manevi tazminat ihtiyaçlarının ne miktarda para verilmesi suretiyle giderilebileceğini açıklamışlardır. Bu durumda hukuk mahkemesinde daha fazla manevi tazminat isteyemezler. Manevi tazminatın niteliği bakımından fazlasına ait hakkın saklı tutulması söz konusu olamayacağından ve esasen inceleme konusu olan bu işte böyle bir talep de bulunmadığından kamu davasına katılma ile istenilen miktar, zarar daha fazla olsa bile onun dava ile ileri sürülmesinden vazgeçme iradesinin diğer tarafa ulaştırılması anlamındadır. Ceza mahkemesindeki bu ikrar ise HUMK.nun 236. maddesinin açık hükmüne göre beyanda bulunan aleyhine delil teşkil eder. Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeksizin daha fazla miktar manevi tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 2 ) sayılı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy