(818 S. K. m. 41)
Davacı Hasan Demir vekili Avukat H. Yıldırım tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 7/8/2002 gününde verilen dilekçe ile davalı idarenin yol çalışması yaptığı sırada yoldan kalkan tozların davacının tarlasındaki tütüne verdiği zararın tazimininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde Muğla İdare Mahkemesine gönderilmesine dair verilen 30/12/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten soma tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor İle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Davacı, davalının hukuka aykırı eylemi sonucu uğranılan zararın giderilmesini istemiştir. Mahkemece yargı yolu bakımından davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
Davacının iddiasına karşı bu davanın eki bulunan tespit dosyasında verilen cevapta, zararın yüklenici tarafından verildiği savunulmuştur. Şu açıklama itibariyle zararlandırıcı eylemin kimin tarafından meydana getirildiğinin belirlenmesi gerekir. Yapılan işin idareye ait bulunması zararın onun tarafından meydana getirildiği sonucunu doğurmaz. Şu durumda davalı ile 3. kişi arasında işin yapılması konusunda bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı, yapılmış olan böyle bir sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olması halinde bir işin sonucunu yüklenen yüklenicinin bu işi yürütürken meydana getirdiği zarardan doğrudan doğruya sorumlu olması gerektiği, bir işin yapılmasının soncunu öngören eser sözleşmesinin işveren konumundaki davalının böyle bir sözleşmenin varlığı durumunda sorunlu tutulmayacağı kabul edilmek gerekir. Şu durumda mahkemece yapılacak iş davalı ile 3. bir kişi arasında bir sözleşme olup olmadığı, eser sözleşmesinin varlığı halinde davanın yargı yolu bakımından değil, husumet bakımından reddinin gerektiği, bunun dışında ve özellikle bir hizmet sözleşmesinin varlığı halinde sorumluluğuna hükmedilmesi yoluna gidilmelidir. Bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kabul biçimine göre de vekalet ücretinin davalı yararına hükmedilmesi gerekir. Kaldı ki, mahkemece hüküm olunan vekalet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen oranlara göre de miktar bakımından uygun değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1 ve 2) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 9/7/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy