(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Sebahattin Önkibar vekili Avukat Mehmet Ali Alan tarafından, davalı M. Emin Çölaşan vs. aleyhine 30.9.2002 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece istemin reddine dair verilen 26.3.2003 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11.3.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat Mehmet Ali Alan ile karşı taraftan davalılar vekili Avukat Demet Derviş geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Davacı, Hürriyet gazetesinde davalılardan Emin Çölaşan tarafından yazılan Şu bizim köşe yazarları başlığı ile yayımlanan yazıda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan sanık ifadesine göre yazılan yazının gerçek olduğunu ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, sanık ifadesinin aynen yazıldığı, yazının eleştiri niteliğinde bulunduğu, yargı makamları önünde verilen ifadenin yorumsuz aktarılmasının manevi tazminat gerektirmeyeceği benimsenerek istemin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dava konusu edilen köşe yazısında, gazetelerin köşe yazarlarından söz edildikten sonra, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığında ifade veren Abdurrahman Yakup Reisoğlu'nun ifadesinden alıntı yapıldıktan sonra; Araştırma yaptım, Ankara'da TGRT'de sunuculuk yapan bu kurumun Ankara temsilcisi S.Ö.'ın benzer aracılık yaptığını, İhlas Holding'le ilgili bütün faaliyetleri kendisinin yürüttüğünü belirledim. Bir süre S.Ö.'la konuşmalarım oldu. Bu şahsa 250 bin dolar verdim. Elden çanta ile teslim ettim. O da (rüşvet verilecek kişi) ile görüşecekti. S. (rüşvet verilecek kişi ile) görüşmüş, işin olmadığını belirtti. S.Ö. 200 bin doları bana iade etti. 50 bin doları bize iade edecekti, bugüne kadar etmedi. S.Ö.'ın Ankarada bu tip faaliyetler yaptığına eminim... bu olayı özellikle anlatıyorum. Bu bir örnektir ve sistemin işleyişini anlatmaktadır. Bu gizli şekilde araştırılsın, aslında birçok olay daha vardır... biçimindeki ifadeye yer verilmiştir.
Davacı anılan yazıda, kendisinin iş takipçisi, rüşvet karşılığı iş yaptıran, iş yaptıramamasına rağmen 50.000 doları cebine atan, ahde vefa etmeyen, haksız çıkar sağlayan, makam ve nüfuzunu suiistimal eden kişi olarak tanıtıldığını, rüşvet vermekle itham edildiğini belirterek kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden; dava konusu edilen yazıda yer alan sözlerin 10.1.2001 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısına açıklamada bulunan Abdurrahman Yakup Reisoğlunun ifadesinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Ancak, o ifadede yer alan suçlamadan dolayı davacı hakkında herhangi bir kovuşturma açılmamıştır. Davaya konu edilen köşe yazısı ise ifadenin alındığı günden 1.5 yıl sonra, 22.6.2002 gününde yayımlanmıştır. İfadenin alındığı tarihe göre aradan geçen süreye rağmen, anılan ifade nedeniyle davacı hakkında ceza kovuşturması yapılmadığı gözetildiğinde, davacının ifadede sözü edilen olay ile bir ilgisinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki, yayın tarihine göre olay güncelliğini de yitirmiş bulunmaktadır. Şu durumda, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu benimsenerek, davacı yararına manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yazılı gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı vekili için takdir olunan 375.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.03.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre delillerin değerlendirilmesinde bir yanlışlık yoktur. Davacı, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından sanık olarak dinlenen bir kişinin kayıtlara geçmiş ifadesini olduğu gibi kullanmış, ayrıca basın meslek ilkelerine göre eleştirilerde bulunmuştur. Mahkemenin takdiri usul ve yasaya uygun olduğundan, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması görüşünde olduğumuzdan, çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz. 11.03.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy