(1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı Serhat Ç. vekili Avukat M. Tolga Çorapçı tarafından, davalı Aycan Ö. aleyhine 2.3.2000 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.11.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, davalının davacılardan Hüseyin Ç. hakkında haksız haciz ve haksız icra takibine yaptığını, haciz sırasında davacıların murisinin öldüğünü belirterek manevi tazminat istemişlerdir.
Davalının, davacı Hüseyin Ç. tarafından imzalanarak boş biçimde kendisine verilen çekin boş kısımlarını doldurarak adı geçen davacı aleyhine hukuki işlemler yaptığı, bu bağlamda karşılıksız çek keşide etmek suçundan çekte keşide yeri bulunmadığından davacı Hüseyin'in beraat ettiği, aynı senet nedeniyle davalının yaptığı icra takibinin de senedin çek niteliği taşımaması nedeniyle iptaline ve davacının davalıya (çek nedeniyle) borçlu olmadığının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır. Adı geçen davacı, davalıya boş olarak imzalanmak suretiyle teminat senedi verdiğini açıklamış, hakkında açılan kamu davasındaki savunmalarında da çeki, hatır çeki olarak davalıya verdiğini belirtmiş, 20.10.1998 tarihli oturumda ise davalıya altın borcu bulunduğunu ve henüz ona ödemediğini söylemiştir. Davalı ise, davacıya altın borç verdiğini ve karşılığında bu senedi aldığını, alacaklı olduğunu ve bu alacağın tahsili için yasal işlemleri yaptığını savunmuştur. Dosyadaki kanıtlar ile tarafların açıklanan beyanları irdelenip tartışıldığında, davacı Hüseyin'in davalıya borçlu olduğunu kabul ettiği, bu alacağın tahsili için verildiği anlaşılan senet gereğince davalı tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun ve olağan yasal işlemler olduğu, takibin iptaline ve menfi tespitine ilişkin mahkeme kararının kambiyo senedi vasfı bulunmadığından dolayı kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılamayacağı ve yasal unsurları taşımayan çek nedeniyle borçlu olmadığı anlamını taşıdığı, senetteki alt ilişki nedeniyle bir borç bulunup bulunmadığının o davada incelenip tartışılmadığı ve kesin hükme bağlanmadığı gözetildiğinde davalının icra takibi yapmasında ve haciz uygulamasında hukuka aykırı bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Şu durum karşısında haksız icra takibi ve haciz nedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesi gerekirken, mahkemece bu dava bölümü yönünden davalının sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Davalı tarafından 2.3.1999 tarihinde uygulanan haciz işlemi sırasında davacıların murisinin kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılması ve yolda öldüğünün belirlenmesi nedeniyle açılan dava bölümü yönünden yapılan değerlendirme sonucunda; ölenin icra takibine taraf olmadığı, borçlunun babası olup haciz yapılan evde bulunduğu, borçlu tarafından verilen belgeye dayalı olan icra takibi nedeniyle ve tamamen yasal bir işlem icrası için hacze gelinmesi olayı ile kalp krizinden ölüm olayı arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, aksi görüşteki doktor bilirkişi raporunun hayatın olağan akışına ve yaşam tecrübelerine uygun bulunmadığı gibi, illiyet bağının hukuki bir kavram olması nedeniyle hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan bir konuda HUMK. nun 275. maddesine aykırı olarak bilirkişi görüşüne başvurulmasının da doğru olmadığı gözetilerek, bu dava bölümünün de reddedilmesi gerektiği, illiyet bağı bulunmadığından davacı mirasçıların manevi tazminat istemeyecekleri kanaatine varılmıştır.
Şu durum karşısında davanın tamamen reddedilmesi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy