(4721 S. K. m. 684, 994)
Dava: Davacı Arif Eker vekili Avukat Nuri Alver tarafından, davalı Mustafa Özkan aleyhine 26.10.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 12.5.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve karşılık davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14.12.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat Nuri Alver ile karşı taraftan davalı vekili Avukat Bayram Çerekçi geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava dışı Emin Evrendirek adlı kişiden satın aldığı tapulu taşınmaza zeytin ağaçları dikerek yetiştirdiğini; davalı tarafından açılan el atmanın önlenmesi davası sonucunda, taşınmazın ve üzerinde bulunan ağaçların davalının tapu kaydı kapsamı içinde bulunduğu nedeniyle el atmanın önlenmesine karar verildiğini ve kararın Yargıtay denetiminden de geçmek suretiyle kesinleştiğini; MK.m.650 ( TMK.m.724 ) hükümlerine dayalı olarak açtığı davanın ise 3402 sayılı Yasa m.12/3'de ön görülen hak düşümü süresi nedeniyle reddedildiğini ve Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleştiğini; Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Yasa m.41 uyarınca yapılan düzeltme işlemine karşı davalı tarafından açılan dava sonucunda ise işlemin iptal edildiğini ve yine Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kararın kesinleştiğini; iyi niyetli olarak davalı tapusu içinde kalan taşınmaza diktiği ve bakımını yaptığı zeytin ağaçlarının bedelinin ödetilmesini isteminde bulunmuştur.
Davalı, kendisine ait çaplı yer üzerinde bulunan ağaçların taşınmazın ayrılmaz parçası niteliğinde olduğunu, davacı tarafından asgari levazım bedeli dışında istemde bulunamayacağını savunmuş; karşılık dava yolu ile de, ağaçlardan yararlanılan dönem itibariyle de tazminat ( ecrimisil ) isteminde bulunmuştur.
Mahkemenin, 28.5.2002 gün ve 2000/294-2002/155 sayılı kararı ile :
( ...Davacı Arif'in iyi niyetli olarak dava konusu yere zeytin ağaçlarını diktiği, yıllardır bakımını yaparak mevcut hallerine getirdiği anlaşılmış, ziraat bilirkişisine ağaçların değerleri tespit ettirilmiş, buna göre ağaç değerlerinin dava tarihi itibariyle 3.965.000.000.-TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı-karşılık davacı taraf 5 yıllık ecrimisil talebinde bulunmuş ise de MK. 906. maddesi gereğince "Bir şeyden iyi niyetli olarak zilyet olup o şeyden yararlanan kimse o şeyi geri vermeye yükümlü olduğu kimseye karşı tazminat ödemeye mecbur tutulamayacağından" ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre iyi niyet açılan düzeltme kararının iptali davasının kesinleştiği tarih olan 13.9.1999'a kadar devam edeceğinden kararın kesinleştiği tarihten sonraki dönemler için ecrimisil davasının kabulü yönünde, sair taleplerin reddi yönünde; dava konusu yer üzerindeki ağaçların davacı tarafından iyi niyetli olarak yetiştirilip bu hale getirildiği sabit olduğundan, ağaç bedellerine yönelik tazminat talebinin kabulü yönünde ... ) gerekçe gösterilerek; asıl ve karşılık davaların kısmen kabullerine karar verilmiştir.
Tarafların temyiz istemleri üzerine, dairemizin 27.3.2003 gün ve 2002/12256-2003/3703 sayılı ilamı ile tarafların diğer itirazları reddedilmiş ve Karar:
( ...Davacı tarafından daha önce bedeli istenen zeytin ağaçlarının dikili olduğu taşınmaz mülkiyetinin hak düşürücü süre nedeniyle davalı-karşılık davacıya geçtiğine ilişkin davacı-karşılık davalının açtığı tapu iptali ve tescil davasında verilen hüküm kesinleşmiştir. Bedeli istenen ağaçlar meyve veren ağaçlar olup 4721 sayılı Medeni yasanın 684. maddesine göre üzerinde bulunduğu taşınmazın bütünleyici parçası olduğundan bunların mülkiyetinin de taşınmaz ile birlikte davalı-karşılık davacıya geçtiğinin kabulü gerekir. Böyle olunca davacı-karşılık davalı ağaçlarının bedelini isteyemez. Açıklanan yönler gözetilmeden ağaç bedeline ilişkin istemin bir bölümünün kabul edilmiş olması doğru olmadığından... ) gerekçesiyle davalı-karşılık davacı yararına bozulmuştur.
Davacının karar düzeltme istemi ise, dairemizin 16.10.2003 gün ve 2003/10382-11869 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda, 12.5.2004 gün ve 2004/71-172 sayılı karar ile; davalı karşılık davacının istemi hakkında verilen kararın kesinleştiği nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer bulunmadığı belirtilmiş ve davacı karşılık davalının davasının reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı Arif Eker'in dava dışı Emin Evrendirek'ten 4.12.1968 tarihinde satın aldığı taşınmazın 26.320 m2 miktarlı olduğu; 22.5.1975 tarihinde yapılan kadastro tespiti sırasında ise 746 parsel numarası altında ve 15.500 m2 olarak davacı adına tespit gördüğü; yine 4.12.1968 tarihli tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı 1466 parsel sayılı taşınmazın da 5.000 m2 yüz ölçümü ile davacı adına kadastroca tespit edildiği; davalı adına 20.500 m2 olarak tespit gören 747 parsel sayılı taşınmazın ise, dayanağı 21.1.1965 tarihli tapuda miktarının 15.000 m2 olduğu; kadastro sonucu oluşan çaplara göre davaya konu zeytin ağaçlarının bulunduğu taşınmaz bölümünün 747 parsel kapsamında kaldığı; ancak, davacı tarafından 1968 yılındaki satın almadan itibaren el atmanın önlenmesi davasında verilen kararın infazının gerçekleştirildiği 2000 yılına kadar malik sıfatıyla kullanıldığı; davaya konu zeytin ağaçlarının bir kısmının davacı tarafından dikildiği ve bir kısmının da haraptan aşılandığı; ağaçların bulunduğu bölümün davalı taşınmazı çapı içinde kaldığının da el atmanın önlenmesi davası sırasında öğrenildiği; bu bölümde davalının zilyetliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar karşısında, davacının iyi niyetli zilyet durumunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacı, iyi niyetli zilyet olarak taşınmaza yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri isteme hakkına sahiptir. ( MK.m.907; TMK.m.994 ). Bu bağlamda, dikilen ve aşılanan zeytin ağaçlarının taşınmazın ekonomik değerine katkısı anlamında yararlı bulunduğu da açıktır. Her ne kadar, davada ağaçların bedeli istenilmiş ise de; çoğun içinde azın da bulunduğu ilkesi gereğince, zorunlu ve yararlı giderlerin öncelikle dava ( istem ) kapsamında bulunduğu benimsenmelidir. Şu durumda, dairemizin 27.3.2003 gün ve 2002/12256-2003/3703 sayılı ilamında varılan sonucun, dosya kapsamına uygun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, mahkemece bozma ilamına uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. ( 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ). Ancak, bozma kararı; yukarıda açıklandığı üzere, dosya kapsamına uygun olmayıp maddi hata niteliğindedir. Bu nedenle ve yerleşik yargısal uygulamalar gereğince usulü kazanılmış hakkın istisnası söz konusudur. Açıklanan nedenlerle kararın, iyi niyetli zilyet durumunda bulunan davacının isteminin kapsamının belirlenerek hüküm altına alınması için bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı ve karşı davalı yararına takdir olunan 400, 00 YTL. duruşma avukatlık ücretinin davalı-karşı davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy