(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Ersin Özince vekili Avukat Murat Teber tarafından, davalı AKS TV AŞ vd. aleyhine 19.11.2003 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.4.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili duruşmasız olarak davacı vekili Avukat Mustafa Demirkol ile karşı taraftan davacı vekili Avukat Murat Teber geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı Show TV logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 25.11.2002, 26.11.2002, 27.11.2002 tarihlerinde yapılan yayınlar nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuş, davalılar yayınların gerçek olduğunu, hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddini savunmuşlar, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu yayınlarda, İş Bankasının yanlış yatırımları nedeniyle itibar kaybettiği, Bankanın iştiraklerini zarar ettirdiği, hatalı yönetim nedeniyle banka çalışanları ve bankanın halka açık iştiraklerinin de zarar gördüğü bankanın genel müdürü olan davacının yönetimindeki uygulamaların bu sonuçları doğurduğu yer almaktadır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Değerlendirme ve Uygulama Dairesi ve Sermaye Piyasası Kurulu yazılarından; İş Bankasının bilanço değerleme kuru olarak kullandığı gişe döviz kurlarının TC Merkez Bankası döviz kurlarından büyük farklılıklar gösterdiği, bankanın iştiraki İzmir Demir Çelik AŞ'nin yönetim ve denetimine tamamen hakim olup İzdemir ile İş Bankası arasında yapılan Forward sözleşmeleri ile bankanın döviz kurlarından kaynaklanan kur riskine karşı kendini güvenceye almakla beraber, İzdemir'in bankaya döviz satacak olması nedeniyle yüksek bir kur riskini üstlendiği sözleşmelerin zaman zaman realize edilmekle beraber bunun gerçek anlamda realize olmadığı Forward işlemleri nedeniyle ağırlıklı olarak İzdemir aleyhine olacak şekilde bankanın kambiyo karları elde ettiği, İzdemir'in ise kambiyo zararına maruz kaldığı belirlenmiştir. Yine SPK incelemesinden İzdemir'in zararını önleyici şekilde bazı sözleşmeler yapılması nedeniyle bankanın 14,1 trilyon TL. zararının doğduğu ve konu hakkında şirket ve banka ortaklarının bilgilendirilmelerini teminen yapılan işlemlerin İMKB Günlük Bülteninde ilan edilmesinin uygun olacağı sonucuna varılmıştır. İzdemir ve İş Bankası İMKB'ye yaptıkları açıklamalarla İzdemir AŞ'nin zarar ettiğini duyurmuşlardır. Yayınlarda yer alan diğer bir konu ise GSM şebekesi Aria nedeniyle İş Bankasının zarar ettiği konusudur. Aria'yı İtalyan ortak ile satın alan bankanın iştirakleri olan Şişecam'ın da zarar ettiği yanlış yatırımlar nedeniyle ağır bedeller ödendiği anlaşılmıştır. Davacının da kabul ettiği gibi Telekom İtalya ile on yıl süreli ve kar öngörmeksizin sektöre girme kararı aldıkları ancak zarar ettikleri anlaşılmaktadır. Diğer iddia ise Tatilya adlı eğlence merkezinin Kamuran Çörtük adlı iş adamının bankaya olan kredi borcuna karşılık alındığı ve bu yatırımdan bankanın zarar ettiği hususu olup bu iddianın aksi de ispatlanamamıştır.
Tüm yayınlar dosyadaki deliller ile birlikte değerlendirildiğinde bankanın yatırımlarındaki olumsuz sonuçların yönetimden ve alınan yanlış kararlardan kaynaklandığı açık olup, banka yönetiminin en üst noktasında bulunan ve alınan kararlarda etkin olan genel müdür davacının eleştirilmesi hayatın olağan akışına uygun olup, Türkiye'nin köklü kuruluşlarından olan İş Bankasındaki bu gelişmelerden kamuoyunun haberdar edilmesi basının görevidir. Davalılar gerçek ve güncel olan olayları özle biçim arasındaki dengeyi bozmadan yayınladıklarından, dava konusu yayınlarda hukuka aykırılıktan söz edilemez. Yayınlar eleştiri niteliğinde bulunduğundan davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu olmayıp davanın reddi gerekirken yukarıda açıklanan şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 400,00 YTL. duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19.07.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy