(818 S. K. m. 41)
Dava ve Karar: Davacı A. Y. vekili Avukat A. D. tarafından, davalı S. U. vd. aleyhine 1.3.2002 ve 26.3.2002 gününde verilen dilekçelerle trafik kazasından kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davayla birleşen karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.5.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşılık davacı vekili tarafından süresi içinde 16.6.2003 günlü ek dilekçe ile de yine davalı-karşı davacı vekili tarafından incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de süre yönünden bu istemin reddine ve temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davayla birleştirilen karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup kurulan hüküm davalı-karşı davacı S. U. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu olay; dar ve buzlu yolda taraflara ait iki aracın karşılıklı olarak çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası şeklinde gerçekleşmiştir. Taraflar karşılıklı olarak araç hasar bedeliyle manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Dosyadaki trafik kaza tutanağında; A. Y.'ın (davacı-karşı davalı) kullandığı otomobiliyle seyir halinde iken aniden fren yapması sonucu aracının kontrolden çıkarak buz zemin nedeniyle kaymaya başladığı ve karşı yönden gelen S. U.'un (davalı-karşı davacı) kullandığı kamyona çarptığı, A. Y.'ın aracının hızını yol ve hava şartlarına ayarlamadığından kusurlu olduğu, S. U.'un ise kusurunun bulunmadığı belirtilerek çarpışma noktası S.'in seyrettiği yol çizgisine daha yakın yerde gösterilmiştir. Olayın görgü tanığı da yoktur. Davacı A. Y. tarafından yaptırılan tespit keşfi sırasında dinlenilen tek tanık ise kazayı görmediğini belirterek sadece kazadan sonra araçların bulunduğu yeri göstermiştir. Delil tespiti olarak, tek taraflı yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; olay mahalline kaza tutanağı uygulandığında trafik kaza tutanağında, kaza noktasının ters gösterildiği, şeride tecavüz eden S. U.'un % 75, A. Y.'ın ise %25 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Davalı-karşı davacı S. U. yokluğunda yapılan bu tespit keşfiyle düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Açılan bu davada alınan ve dosya üzerinde inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da; yolun genişliği, S.'in kullandığı kamyonun genişliği ve çarpışma noktası nazara alındığında, şeride tecavüz eden S.'in, %75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere hükme dayanak yapılan bu bilirkişi raporu, diğer tarafın yokluğunda, tek yanlı olarak yapılan tespit keşfi ve tespit bilirkişi raporuna göre dosya üzerinde inceleme sonucu düzenlenmiştir ve bu rapor kaza tutanağıyla çelişmektedir. Mahkemece bu çelişki giderilmeden ve trafik kaza tutanağının aksini kanıtlayacak somut bulgular gösterilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp karar bu nedenle bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan davacı A. Y.'ın, dava konusu trafik kazasından sonra düzenlenen kesin doktor raporunda; iş ve gücüne mani halinin bulunmadığının belirlenmesine, adı geçenin kaza tutanağında yaralı olarak gösterilmemiş olmasına ve bu konuda başkaca delil bulunmamasına göre kaza nedeniyle yaralandığı, cismani zarara uğradığı sübuta ermeyen A. Y. yararına manevi tazminata hükmedilmesi de doğru değildir. Ayrıca karar, bu yönü ile de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy