(818 S. K. m. 41, 101)
Dava: Davacılar Yunus Kılıç ve diğerleri vekili Avukat Aziz Özcan tarafından, davalılar Seçkin Köstek ve Seydan Plaza Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 1.5.2002 tarihinde verilen dilekçe ile desteğin trafik kazasından kaynaklanan ölümü sebebiyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.9.2003 tarihli kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak tetkiki davalılardan Seydan Plaza Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından süresi içerisinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19.4.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı şirket vekili Avukat Ahmet Durak geldi, karşı taraftan davacılar adlarına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Sair temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan desteğin ölümü sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istek kısmen kabul edilmiş, kararı davalılardan Seydan Plaza Elektronik San. ve Ltd. Şti. temyiz etmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde ve istemlerini arttırdıkları 22.10.2002 ve 3.9.2003 günlü harçlandırılmış ıslah dilekçelerinde tazminatlara - başlangıç tarihini belirtmeden - faiz yürütülmesi isteminde bulunmuşlardır. Başlangıç tarihleri belirtilmediğine göre faizin dava ve ıslah dilekçeleri tarihlerinden istendiğinin kabulü gerekir. Ne var ki mahkemece toplam tazminat miktarına olay gününden faiz yürütülmesine hükmedilmiştir. Dava ve ıslah tarihleri yerine istem olmadığı durumda olay gününden faiz yürütülmesi doğru değilse de anılan yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK. nun 438. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz edilen kararın (2) no.lu bentte gösterilen sebeple hüküm fıkrasından olay tarihi olan 6.11.2000 gününden itibaren sözcük dizilerinin çıkarılarak yerlerine maddi tazminatlar yönünden Yunus Kılıç için 100 milyon TL'ye dava tarihinden, 3.429.000.000 TL'ye 22.10.2002 tarihinden, 10.078.272.000 TL'ye 3.9.2003 tarihinden; Nurdan Kılıç için 100 milyon TL'ye dava tarihinden, 512.647.000 TL'ye 22.10.2002 tarihinden; Tuğba Kılıç'a 100 milyon TL'ye dava tarihinden, 2.274.671.270 TL'ye 22.10.2002 tarihinden; Yunus Emre Kılıç için 100 milyon TL'ye dava tarihinden, 3.429.000.000 TL'ye 22.10.2002 tarihinden, 3.074.527.000 TL'ye 3.9.2003 gününden itibaren, manevi tazminatlar yönünden dava gününden itibaren sözcük dizilerinin yazılmasına, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki sebeplerle reddi ile kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden davalı şirket yararına takdir edilen 400.00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 19.04.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacılar vekili davadan sonra verdiği 22.10.2002 günlü 1. ıslah dilekçesinde fazlaya ait hakkını saklı tutmadığı durumda 3.9.2003 günlü 2. ıslah dilekçesi ile müddeabihi bir miktar daha arttırmış ve yerel mahkemece 2. ıslah dilekçesi de nazara alınarak karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde veya ıslah dilekçesinde fazlaya ait hakkını saklı tutmayan kişi fazlaya ait hakkından vazgeçmiş sayılır.
Bu husus YHGK. bir kararında da: ..Alacak miktarını gerçekten olduğundan daha az bildiren ve fazlaya ait hakkını da saklı tutmayan alacaklının bu biçimde alacağını bu az miktarla sınırlandırdığını dolayısıyla da fazla kısım yönünden zımni bir feragatta bulunmuş olduğu, öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. (Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı Cilt 2, s.1530 vd.; Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez Medeni Usul Hukuk Ankara 2000, s.233; YHGK. 26.3.1986, 1984/4-797, 1986/299, 15.11.1989 tarih ve 1989/4-415, 587)
Yine fazlaya ait hakla saklı tutulmadığı için kısmi dava olarak nitelendirmesine olanak bulunmayan o sebeple de tam dava olarak kabulü gereken bir davadan sonra alacağın kalan bölümü için ayrı ek bir davanın açılması durumunda önceki tam davada mahkemenin alacağın tamamı hakkında karar vermiş olması karşısında kesin hüküm sebebiyle ek davanın reddi gerekeceği Alman ve İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında ve bir kısım Alman hukukçuları tarafından benimsendiği anlaşılmaktadır. Alman Federal Mahkemesi BGHZ 34 sh 337 vd, BGHZ 34 sh 367-368, İsviçre Federal Mahkemesi sjz 28 sh 325 (Baki Kuru age sh 1538 dipnot 255 ve 256).
.... o durumda davasında fazla hak bakımından ihtirazi kayıt bildirmemiş olan alacaklının HUMK. m.185/2 çerçevesinde davalının muvafakat etmesi hali dışında bu alacak bölümünün de ıslah veya ek dava yoluyla talepte bulunamayacağının kabulü gerekir biçiminde ifade edilmiştir. (14.4.2004 2004/4-200, 227)
Belirtilen durum karşısında davacılar vekilinin birinci ıslah dilekçesinde fazlaya ait hakkını saklı tutmadığından, ikinci ıslah dilekçesindeki talebinin reddi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, yerel mahkeme kararının belirttiğimiz sebeplerle bozulması gerekir. Bu bakımdan dairemiz kararının birinci bendinde yazılı çoğunluk görüşüne katılamıyoruz. 19.04.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy