(818 S. K. m. 49) (4616 S. K. m. 1)
Davacı RS vekili Av. Ü.C ile Av. İ.C tarafından, davalı E.O aleyhine 20/2/2003 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen 10.6.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20.09.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil E.O ile karşı taraftan davacı vekili Av. İ.C geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü hüküm altına alınmıştır. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Davacının denetimi altında bulunan yerlerde pek çok kaçak yapı bulunduğu, davacının gereken işlemleri yapmadığı, verilen kararları uygulamadığı, bunun üzerine davalının davacıyı şikayet ettiği, şikayet dilekçesinde somut olaylardan söz ederek davacının rüşvet aldığını ve bu nedenle görevini ihmal ettiğini bildirmiştir.
Gerçekten de davacı hakkında 5, 6, 7, 8 nolu villalar ile bunlara giden yolun projeye aykırı olarak yapıldığı ve bunlara göz yumulduğu, görevi ihmal nedeniyle 27.11.2002 gününde İstanbul Valiliği tarafından soruşturma izni verildiği; 13.03.2003 ve 27.11.2002 günlerinde valilikçe verilen yıkım kararlarını uygulamaması ve proje harici yapılaşmalar tespit edildiği halde işlem yapmaması nedeniyle verilen soruşturma izinlerine itirazların İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildiği, davacı hakkında Sarıyer Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/692 Esas sayılı ceza davası açıldığı; İl İdare Kurulunun 23.12.1998 günlü karan ile şikayet konusu 5 ve 7 sayılı parsellerle ilgin imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklik ve eklentilerin yıkılmasına ilişkin yıkım kararlarım uygulamadığı için lüzumu muhakeme karan verildiği ancak, daha sonra Danıştay tarafından 4616 sayılı Yasa gereğince dava açılmasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı, davacı hakkında yazdığı şikayet dilekçeleri nedeniyle ceza mahkemesinde yargılanıp cezalandırılmamışsa da hakkında verilen kararın 4616 sayılı Yasa gereğince ertelendiği anlaşılmaktadır. Şu haliyle davalı hakkında bir hükümlülük karan bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, davacının şikayet edilmesinde davalının hukuka aykırı bir eylemi bulunduğundan söz edilemez.
Şu durumda davalı, davacı için "rüşvet aldılar" biçimindeki eylemi ile davacının somut olarak rüşvet aldığını değil, yapması gereken işi yapmamasının ancak rüşvet karşılığı olabileceğini kastetmiştir. Yıkım kararlarını uygulamayan davacının kendi eylemleri ile bu sözlerin söylenmesine neden olduğu anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece yukarıda açıklanan yönler gözetilerek istemin tümden reddedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.9.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy