(2918 S. K. m. 3, 19) (1086 S. K. m. 38)
Dava: Davacı E. vekili Avukat A.K.B. tarafından, davalı M. ve H. aleyhine 14.08.2003 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09.06.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı M. vekili ile davacı vekili taraftarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre taraftarın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın davalı sürücü M. ve aracın kayıt maliki H'den ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davalı sürücü yönünden dava kısmen kabul edilmiş, davalı kayıt maliki yönünden ise husumetten ret kararı verilmiş, karar davacı ile davalılardan M. tarafından temyiz edilmiştir.
Zarara sebebiyet veren olaya karışan araç trafikte davalı M. adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Kanunun Karayolları Trafik Kanunu'nun 3 ve 19. maddeleri hükümlerine göre trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Kayıt malikinin işleten olmadığını ispat için getirilen delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını zarara uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Şu durumda aracın kayıt maliki tarafından noter senedi ile usulen mülkiyeti bir başkasına geçirilmediğine göre bu yönün tanık beyanları ile doğrulanması davacının hukukunu etkilemeyeceğinden adı geçen davalı hakkında da davaya bakılarak bir karar vermek gerekir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan, adı geçen hakkındaki davanın husumetten reddedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davanın kabul edilen miktarı üzerinden davacıdan tahsil edilmiş olan nispi harcın da yargılama giderlerine katılarak davalı taraftan alınması gerekirken, nispi harcın yargılama giderlerine dahil edilmeyip davacı üzerinde bırakılmış olması da bozmayı gerektirmiştir.
4- Dava dilekçesinde manevi tazminat istemi içinde, olay tarihinden itibaren faiz isteği bulunduğu halde, kabul edilen manevi tazminat hakkında faize hükmedilmemiştir. Haksız eylemde zarar olay tarihinde doğmuş olur ve ayrı bir ihtar gerekmeden haksız eylem sorumlusunun temerrüdü gerçekleşmiş sayılacağından, bu tarihten itibaren faiz istenebilir. Bu nedenle, istemde bulunulmasına karşın, kabul edilen manevi tazminat hakkında faize hükmedilmemiş olması bozma nedenidir.
5- Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince, davayı vekil ile takip etmiş olan taraflar yararına verilmesi gereken vekalet ücretinin, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. madde son cümlesi dikkate alınmadan eksik hükmedilmiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2, 3, 4 ) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davacı yararına, ( 5 ) sayılı bentte gösterilen nedenle taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının ise ( 1 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 20.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy