(1086 S. K. m. 417, 423) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı G. Çapan vekili Avukat E. Cinmen tarafından, davalılar Bağımsız Gazeteciler AŞ ve E. Özelbiçer aleyhine 19.8.2003 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.4.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11.10.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat Ü. Harhar geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dava dilekçesinde, davalı gazetede Çapan'a suçlama başlığı altında : Enerji Bakanı Hilmi Güler, doğalgaz santralleri konusundaki yolsuzluklardan bahsederken Esenyurt Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi ortaklarından Gürbüz Çapan'a da suçlamada bulundu. Güler, tutanakların bu bölümünde şöyle dedi: Şimdi şirketlerden biriyle bayağı meselemiz var. Doğalgazı elektrik üreteceğim diye alırken, çok büyük kooperatiflerin ısıtmasında da kullanıyor. Onun parasını buraya şarj ediyor. Şu anda en fazla sesi çıkan şirketlerden bir tanesi bu, Gazeteleri filan var. Güler'in isim vermeden suçladığı şirket Doğa Enerji. Bu şirket Çapan ailesine ait. biçiminde yayın yapıldığı; diğer yandan, söz konusu haberin aynı gazetede yer alan Vay... Vay... Vay Ruslarla el ele verip ülkeyi soyuyorlar ve Enerji Bakanı Komisyon'da Mavi Akım'daki müthiş kazığı anlattı; Ruslarla el ele verip devleti ele geçirmişler şeklindeki manşetlerle ilişkilendirildiği ve bu haliyle yayında davacının kişilik haklarının ihlal edildiğini; davacının büyük bir soygunun elebaşı olarak gösterildiği ileri sürülerek manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.
Davalılar, yayının Türkiye Büyük Millet Meclisi Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'nda dava dışı Enerji Bakanı H. Güler'in anlatımlarına dayalı olduğunu ve gerçeklik taşıdığını; haberde davacının Doğa Enerji Şirketi'ne ortak olduğu yolunda bir ibarenin yer almadığını savunmuşlardır.
Mahkemece, davaya konu yayının gerçek olmadığı benimsenerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz dilekçesine ekli, Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2003/1042 esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda, davaya konu yayın nedeniyle sanık sıfatıyla yargılanan sorumlu yazı işleri müdürü E. Özelbiçer'in TCK.'nun 2/2. ve 5187 sayılı Yasa'nın 11. maddesi gereğince sorumluluğu kalktığı nedeniyle beraatına; haberi yazan sanık Ş. Hoşgör'ün ise yayının haber verme hakkı ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle beraatına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu yayın, özü itibariyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı H. Güler'in Meclis Araştırma Komisyonu'ndaki beyanına dayanmaktadır. Bu bakımdan, gerçeklik taşımaktadır. Diğer yandan, hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı bulunmamakla beraber; ceza yargılamasında saptanan ve kabul edilen olgular da göz ardı edilemez. Ceza mahkemesinde ise, dava konusu haberin eleştiri hakkı kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Şu durumda, yayında hukuka aykırılık söz konusu değildir. Açıklanan nedenlerle istemin tümden reddi gerekir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2- Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK.). Bu bağlamda, yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. (HUMK. m. 417/1, m. 423/b.6).
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasa m.77 hükmü ile değişik 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin- ve bu bağlamda vekalet ücretinin- davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, vekalet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bu yön de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 400,00 YTL. duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 11.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy