(1086 S. K. m. 417) (818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacı Ali Yaman ve diğerleri vekili Avukat Mehmet Can tarafından, davalı Ahmet Geçer ve diğerleri aleyhine 26.12.2002 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.7.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, hasar tazminatı ve manevi tazminat istemlerini atiye bırakmış, destekten yoksun kalma istemini ise bilirkişi raporunda hesaplanan miktar üzerinden harç yatırılıp ıslah yoluyla istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda belirtilen ve ıslah suretiyle istenen tüm maddi tazminatlara hükmolunduğuna, hasar tazminatı ve manevi tazminat istemleri hakkında ise bir karar verilmesine yer olmadığına biçiminde hüküm kurulduğuna göre, davalılar yararına avukatlık ücreti takdir olunamaz. Mahkemece bu yön gözetilmeden ve denetime elverişsiz biçimde hesaplanmış bir miktarda davalılar yararına avukatlık ücreti takdiri doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK. nun 438. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının altıncı bendinin tümüyle silinmesine, kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.06.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Daire çoğunluğunca davalı lehine verilen vekalet ücretinin kaldırılarak yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiş olup, aşağıda belirtilen nedenlerle çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.
Davacı vekili, 11.12.2003 tarihli celsede manevi tazminata ilişkin tüm taleplerini, 5.5.2004 tarihli dilekçesinde ve 8.7.2004 tarihli celsede de manevi tazminat ve araçtaki hasara ilişkin taleplerini atiye bıraktığını bildirmiştir.
Davayı Atiye bırakma HUMK. taki adıyla davayı geri alma (davayı takipten vazgeçme) HUMK. nun 185/1 maddesi uyarınca ancak davalının rızası alınmakla mümkündür. Olayımızda davalı Espa Gıda vekili 8.7.2004 tarihli dilekçesiyle davayı atiye bırakma talebine karşı bir diyeceği olmadığını, kabul ettiğini bildirdiğine göre bu davalı yönünden karar ittihazına yer olmadığına ve avukatlık ücretine karar verilmiş olması doğrudur. Ne var ki yerel mahkeme bu davalı ile beraber atiye bırakma talebini açıkça kabul ettiğini bildirmeyen davalılar yönünden davaya devam etmesi gerekirken bu davalılar yönünden de aynı karar ve vekalet ücretine hükmolunması doğru değilse de bu davalılar yönünden vekalet ücreti dışında esasa ilişkin bir temyiz bulunmamaktadır. Bu bakımdan davalılar yönünden usulüne uygun ve denetime elverişli avukatlık ücretine hükmedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy