(4721 S. K. m. 25/4) (743 S. K. m. 24/a)
Dava: Davacılar Z. Susam vd. vekili Avukat A. L. Koçer tarafından, davalı Y. Arslaner aleyhine 17.10.2003 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.6.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18.10.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil Y. Arslaner ve vekili Avukat M. Kocaoğlu ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat L. Koçer geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava dilekçesinde davacılardan Zübeyde Susam'ın eşi ve davacı M. Susam'ın da babası olan E. Susam hakkında, davalının asılsız ihbar ve şikayeti üzerine TCK.m.482/1 hükmü uyarınca kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda beraat kararı verildiği; E. Susam'ın 32 gün tutuklu kaldığı ve bu nedenle kalp krizi geçirdiği, uzun rahatsızlık dönemi sonucunda adı geçenin kalpte hasar meydana getiren tansiyon tanısı konularak adi malul olarak emekliye ayrıldığı; bu yüzden normal aylığının ancak yarısı kadar bir gelir elde edebildiği ve ailesinin geçimini teminde güçlük çektiği, beraat kararından dört ay sonra da vefat ettiği belirtilerek davalının haksız ihbarı üzerine tutuklama tedbirine maruz kalıp adi malul olarak emekliye ayrılan ve bu şekilde özlük haklarında da eksilme meydana gelen E. Susam'ın ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.
Cevap dilekçesinde ise Davalının, E. Susam hakkında şikayette bulunmadığı ve tanık sıfatı ile ifade verdiği, ileri sürülen olgular ile ölüm sonucu arasında nedensellik bağı da olmadığı savunulmuştur.
Mahkemece, atiye bırakılan maddi tazminat istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığı hükme bağlanmış, manevi tazminat istemi bakımından ise, E. Susam'ın atılı suçtan beraatına karar verildiği; davalının ihbarı ve ifadesi üzerine tutuklanarak 32 gün cezaevinde kaldığı, kalp rahatsızlığı geçirerek malulen emekliye sevk edildiği, sonucunda hayatını kaybetmiş olmasından dolayı davacıların elem ve ızdıraba uğradıkları belirtilerek, kısmen kabul kararı verilmiştir.
Dava dilekçesi anlatımından, davaya dayanak yapılan olguların (dava nedeninin), davacının haksız şikayeti ve buna bağlı olarak tutuklanma ile ölüm sonucunun meydana gelmesi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece de davalının eylemi bu çerçevede değerlendirilmiş ve yukarıda yazılı gerekçeler ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulü yönünde hüküm oluşturulmuştur.
Manevi tazminat istemi karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez, miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. (TMK.m.25/4). Anılan düzenleme aynı hali ile 3444 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında 743 sayılı Medeni Kanun'un 24/a maddesinde de yer almaktadır.
Davaya konu olayda davalının haksız olduğu ileri sürülen ihbar eyleminden zarar gören E. Susam'dır. Adı geçen tarafından bu nedenle manevi tazminat isteminde bulunulmadığı gibi; karşı tarafın kabulü de söz konusu değildir. Şu durumda manevi tazminat isteminin mirasçı sıfatını taşıyan davacılara geçtiği kabul edilemez. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi ve haksız şikayet olgusuna dayanan istemin kısmen kabulü yerinde görülmemiştir. Diğer yandan, dava nedenini oluşturan ve davalının eylemi ile meydana geldiği ileri sürülen ölüm sonucu bakımından ise mahkemece bir inceleme yapılmamıştır. Şu durumda, bu yönün araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Hüküm açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz eden davalı yararına takdir olunan 400,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 18.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy