(1086 S. K. m. 74) (818 S. K. m. 43, 44)
Davacı A. T. ve diğerleri vekili Avukat H. H. K. tarafından, davalı B. Ç. ve İ. Ç. aleyhine 4.8.2001 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu desteğin ölümünden dolayı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne dair verilen 2.3.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; davacılar, davalılardan B. Ç. aracında bulunan desteğin meydan gelen trafik kazası sonucu yaşamını yitirdiğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Mahkemece istemin bir bölümü hüküm altına alınmıştır. Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Ölenin annesi, babası ve kardeşleri olan davacılar, açtıkları ilk davada davacıların her biri için 250.000.000 lira olmak üzere toplan 1.000.000.000 lira manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Mahkemece, anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 750.000.000 lira manevi tazminata hükmedilmiş olması Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 74. maddesinde düzenlenmiş bulunan hakimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına ve başka bir şeye hükmedemeyeceği kuralıda aykırıdır.
Davacıların desteğinin alkollü olduğunu bildiği sürücü aracına binmesi ve bir bedel karşılığı olmayıp hatır için taşındığı gözetilerek maddi tazminattan Borçlar Yasası'nın 43 ve 44. maddesi gereğince indirim yapıldığı halde, aynı nedenle takdir edilecek manevi tazminatlardan da matematiksel oranda olmamak üzere indirim yapılmamış olması da doğru değildir.
Yerel mahkemece, açıklanan yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davacılar, ilk davada manevi tazminat ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak destekten yoksun kalma tazminatı alınması isteminde bulunmuşlar ancak, bu istekleri için faiz yürütülmesini istememişler; saklı tuttukları fazlaya İlişkin haklarını istemek amacıyla verdikleri ıslah dilekçesinde tüm tazminatlara olay gününden itibaren faiz yürütülmesini istemişlerse de, o güne kadar işlemiş olan faiz miktarını açıkça gösterip harcını da ayrıca yatırmadıklarından ilk davada istenilen tazminatlara faiz yürütülemez.
Yerel mahkemece, istek bulunmadığı halde ilk davada istenen tazminatlara da olay gününden itibaren faiz yürütülmüş olması doğru değildir. Karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2 ve 3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy