(818 S. K. m. 41, 43)
Dava: Davacı Orman İşletme Müdürlüğü vekili Avukat K. D. Şatıroğlu tarafından, davalı H. Topçu ve diğerleri aleyhine 4.12.1998 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 12.5.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı idare, orman işletme şefi ve orman koruma memurları olan davalıların, koruma görevini gerektiği gibi yerine getirmeyerek usulsüz ve kaçak kesimlere yol açtıklarını belirterek uğranılan zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, korumalarına verilen sahanın büyüklüğüne göre verilen araç-gereç ve koruma memuru sayısının yetersiz olduğunu, koruma görevi dışında idarece başka görevlerde de çalıştırıldıklarını, kusurları bulunmadığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların korumakla görevlendirildikleri orman alanının büyüklüğüne göre verilen memur sayısı ile araç-gerecin yetersiz olduğu, yeterli olmayan personel ve teknik donanım ile gerektiği ölçüde denetim yapılmasının olanaksız olduğu, kaçak kesimlere göz yumdukları veya görevlerini ihmal ederek kaçak kesime yol açtıkları konusunda kanıt bulunmadığı ve haklarında mahkumiyet kararı verilmediği benimsenerek istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı idare temyiz etmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden; Aladağ Orman İşletme Şefi ve orman koruma memurları olarak görevli bulunan davalıların denetim sorumluluğu altında bulunan ve 24 bölmeden oluşan orman alanında kaçak ve usulsüz kesim yapıldığı, bunların bir kısmını belirleyen davalıların keseni bilinmeyen kaçak kesim tutanağı düzenlediği, bunlar dışında kalan kaçak kesimlerle ilgili herhangi bir işlem yapmadıkları ve davacı idarenin zarara uğramasına yol açtıkları anlaşılmaktadır. Şu durumda, davalıların kusurlu eylemleri ile davacının zarar görmesine neden oldukları sonucuna varılmalıdır. Mahkemece davanın ret gerekçesi olarak benimsenen görüş, tazminat tutarının belirlenmesinde bir indirim nedeni olarak benimsenebilirse de tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, zarar kapsamı belirlenerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmek gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy