(818 S. K. m. 41, 45, 47) (1086 S. K. m. 83, 440, 441, 442)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 25.5.2004 gün ve 2004/2474-2004/6648 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiştir. Karar Dairemizce desteğin ölümünün trafik kazasından kaynaklanmadığının ceza mahkemesi kararı ile belirlendiği, davalının ceza mahkemesinde yaralamaya sebebiyet vermekten mahkum olduğu ve bu hususun kesin delil oluşturduğu, ceza mahkemesince belirlenen maddi vakıa değiştirilerek tazminata hükmedilemeyeceği belirtilerek oy çokluğuyla bozulmuştur. Davacılar karar düzeltme istemişlerdir.
Yeniden yapılan inceleme sonunda; yargılama sırasında tüm delillerin toplandığı, ölüm sebebinin belirlenmesi için Adli Tıp'tan alınan raporda desteğin ölümüne trafik kazasının neden olduğu belirtilmiştir. Ceza mahkemesinde yeterli araştırma yapılmamış duruşmada dinlenen doktor bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir. Ceza mahkemesinin kararına esas alınan bilirkişi beyanının Adli Tıp Kurumunun desteğin ölümünün trafik kazasından kaynaklandığı şeklindeki belirlemesi karşısında kabul edilmesi mümkün değildir. Hukuk hakimini bağlayıcı maddi olgu durumu yoktur. Bu nedenle davacıların karar düzeltme istemlerinin HUMK'nun 440-442. maddeleri gereğince kabulü ile bozma kararı kaldırılmalıdır.
Ne var ki temyiz aşamasında davalıların öteki temyiz itirazları bozma nedenine göre inceleme dışı bırakıldığından öteki temyiz itirazları yönünden yapılan inceleme sonunda;
1- Hükme esas alınan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bilirkişi raporunda emeklilik geliri ve aşçılıktan elde edeceği gelir toplamı üzerinden hesaplama yapılmış olması doğru değildir. Ölüm tarihinde emekli olan desteğin sadece aşçılık geliri üzerinden hesaplama yapılması gerekir. Bu yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacılar vekili davanın devamı sırasında 18.10.2001 günlü ıslah dilekçesi ile talep sonucunu artırmış, daha sonra 13.10.2003 tarihinde de destek tazminatına ilişkin ek dava açmış ve bu dosya ile birleştirilmiştir. Islah ek dava niteliğindedir. Davacılar ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadıklarından, daha sonra fazlaya ilişkin kısım için ek dava açamazlar. Bu yön gözetilmeden birleşen dava yönünden de istemin kabul edilmiş olması da bozma nedenidir.
3- Hükme esas alınan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bilirkişi raporunda bilinmeyen dönem için desteğin geliri yıllara göre %10 artış ve %10 iskonto yapılarak hesaplama yapılmıştır. Oysa destek ölüm tarihinde 68 yaşında olup emeklidir. Bu nedenle bilinmeyen dönem için %10 artış ve %10 iskonto yapılması doğru değildir. Artış ve iskonto yapılmadan hesaplama yapılmalıdır. Bu yönün gözetilmemiş olması bir diğer bozma nedenidir.
Sonuç: HUMK'nun 440-442. maddeleri gereğince davacıların karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 25.5.2004 gün ve 2004/2494 esas, 2004/6648 karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının yukarıda 1,2 ve 3 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA; karar düzeltme isteyen davacılar yararına takdir olunan 375,00 YTL. (375.000.000) lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, peşin alınan tashihi karar harcının istek halinde geri verilmesine 28.02.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin karar Dairemizce bozulmuş, karar düzeltme aşamasında ise davacıların talepleri kabul edilerek önceki bozma kararı kaldırılmış, yerel mahkeme kararı kapsam yönünden bozulmuştur. Çoğunluğun kapsama yönelik bozma nedenlerine kural olarak aynen katılıyoruz. Ancak kararın öncelikle illiyet bağı yönünden ilk bozma kararında açıklanan nedenlerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz. 28.02.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy