(818 S. K. m. 41, 60)
Dava: Davacı C. Ç. vekili Avukat B. K. tarafından, davalı TEDAŞ Kars Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü aleyhine 8.9.2003 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu yaralanmadan dolayı uğranılan zararın istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 27.5.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait elektrik direğine dokunması sonucu yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı şirket süresinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı def'ini de ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacının yıllarca tedavi gördüğü, maluliyet oranını ile zararı 2003 yılında öğrendiği, tam zararın öğrenilme tarihinde zamanaşımı dolmuş dahi olsa zararın tam öğrenildiği tarihin esas alınması gerektiğine ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 15.11.2001 gün ve 6413-11160 sayılı içtihadı gereğince davalı vekilinin zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı benimsenerek istemin bir bölümü hüküm altına alınmıştır.
Karar davalı tarafından, zamanaşımı ve diğer yönlerden temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde; davalının gözetim ve denetiminde bulunan elektrik tellerine gerekli denetimi yapmaması nedeniyle 1993 yılında elektrik çarpması sonucu sağ kolu kesilerek sakat kaldığını ve vücudunda derin yaralar açıldığını, olay nedeniyle açılan ceza davasında davalının kusurlu bulunduğunu, tüm bu aşamalarda vücudunda meydana gelen yaralanmayı tedavi ettirmekle uğraştığını, halen bu psikolojik travmayı atlatamadığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuştur.
Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesi gereğince haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davanın, zarar görenin zararı ve zarar vereni öğrendiği tarihten itibaren bir yılda zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmektedir. Yasa'da açıklanmamakla birlikte, zamanaşımının başlangıcı kural olarak olay tarihidir.
Ancak, olayda gelişen bir durumun bulunması durumunda, zamanaşımı, gelişen durumun sona ermesi ile başlar. Gelişen durum, olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen bir durumun varlığı durumunda Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde belirtilen "zararı öğrenme" olgusu gerçekleşmiş olmaz. Gelişen durumun bulunup bulunmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Somut olayda, davalının haksız eylemi sonucu davalının yaralandığı anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre davacı , 25.04.1993 gününde hayvan otlattığı sırada elindeki demir çubuğu elektrik teline dokundurması nedeniyle yaralanmış; aynı gün yatırıldığı Erzurum Numune Hastanesince düzenlenen raporlarda; 25.04.1993 gününde yapılan muayenesinde, sağ ön kol ve elde elektrik yanığı ve kontraktür, sağ ve sol ayakta elektrik yanığı ve 4. 5. parmaklarda nekroz, toplam %10.3 derece elektrik yanığı gözlendiği ve hariciye servisine yatırıldığı; 13.05.1993 tarihinde sağ kolu kesilmiş olarak salehle taburcu edildiği; 21.06.1993 tarihli kesin raporda ...geçici raporda belirtilen bulgulara ve şu anda yapılan ortopedik muayenesinde sağ ön kol proximalinden itibaren (yanık sonucu) amupte gözlendiği, hayati tehlike arz etmeyip 15 gün iş ve gücüne mani olacağı 1 ayda tıbbi tedavi ile şifa bulup sağ ön kol proximalinden itibaren kalıcı sakatlık olacağının belirtildiği; 09.03.1994 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; 25.04.1993 tarihli geçici raporun, 25.04.1993 tarihli müşahede evrakının 21.06.1993 tarihli kesin raporun incelendiği belirtilerek o raporlardaki bulgular özetlendikten sonra sağ ön kol proksimalinden amuptasyon arızasının 45 gün mutat iştigaline engel olacağı, hayati tehlikeye maruz kaldığı, uzuv tatili niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan raporların incelenmesinden yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybı olup olmadığı, varsa bunun hangi tarihte bellenebileceği anlaşılamamaktadır.
Davacı elektrik çarpması sonucu sağ kolu kesilerek sakat kaldığını ve vücudunda derin yaralar açıldığını, olay nedeniyle açılan ceza davasında davalının kusurlu bulunduğunu, tüm bu aşamalarda vücudunda meydana gelen yaralanmayı tedavi ettirmekle uğraştığını, halen bu psikolojik travmayı atlatamadığını iddia ettiğine göre dosya tümü ile Adli Tıp Kurumuna gönderilerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavisi tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, 25.04.1993 tarihli geçici ve 21.06.1993 tarihli kesin ve 09.03.1994 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarında belirlenen olgular dışında gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, vücut çalışma gücü kaybının ne oranda olduğunun hangi tarihte belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alındıktan sonra davalının zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Yerel mahkemece böyle bir araştırma ve inceleme yapılmadan, somut olaya uygun olmayan karar emsal alınarak zamanaşımı def'i reddedilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA; diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy