(818 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 337)
Dava: Davacı Nilgün Erkol (Koşal) vekili Avukat Elif Uysal tarafından, davalılar Levent Koşar ve Rahmi Yalçıntepe aleyhine 7.8.2003 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı devir ve tescil işleminin iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 2.6.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, muvazaa nedeniyle devir ve tescil işleminin iptaline ilişkindir. Yerel mahkemece dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı ile davalılardan Levent Koşal evli olup, aralarındaki Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/353 E. - 2002/634 K. sayılı ilamı ile 15.10.2002 tarihinde tarafların boşanmalarına ve dava konusu dubleks dairenin yarı hisse bedeli olan 34.377.087.985 TL'nin davalı kocadan alınarak davacı kadına verilmesine karar verilmiş ancak kararla birlikte taşınmaz üzerindeki tedbirin devamı yönünde hüküm kurulmadığından tedbir kendiliğinden ortadan kalkmış, bunun üzerine dava konusu dubleks mesken davalı eş tarafından aynı işyerindeki arkadaşı olan diğer davalıya satılmıştır. Davacı bu satışın muvazaalı olduğunu, sırf daire bedeli alacağını tahsile engel amaçlı olarak mal kaçırma niyeti ile görünürde satış yapıldığını belirterek tescil işleminin iptalini istemiştir. Eşler arasında katkı payı konusunda dava bulunduğu ve davalıların aynı işyerinde iş arkadaşı oldukları hususu tartışmasızdır. Davalı Rahmi'nin iş arkadaşı Levent'in eşi ile arasındaki boşanma davasını, eşin açtığı katkı payı davasını ve hükmü bilmesi hayatın olağan akışına uygundur. Boşanma davasında 2002 yılı itibariyle bedeli 68.754.175.970 TL belirlenen taşınmaz bu kez davalı Rahmi'ye 28.4.2003'de akit tablosundaki 20.000.000.000 TL bedelle satılmıştır. Her ne kadar davalılar bu bedelin gerçekte 60.000.000.000 TL olduğunu savunmuş ve bu paranın kaynağını açıklamaya çalışmışlarsa da davalıların paranın miktarı konusundaki açıklamaları birbirini tutmamaktadır. Mahkemece davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı taraf davalı tarafa satışın muvazaalı olup olmadığı konusunda yemin teklif etmiş ve davalılarca satışın muvazaalı olmadığına dair yemin edilmekle dava reddedilmiş ise de, muvazaa hukuki niteliği itibariyle haksız eylem olup tarafa haksız eylem işleyip işlemediği veya kusurlu olup olmadığı hususlarında yemin teklif edilemeyeceği ve eldeki delillere göre davacı muvazaayı ispatlamış bulunduğundan yemin delilinin uyuşmazlığın çözümünde etkili olmayacağı gözetildiğinde, satışın davacının alacağını sonuçsuz bırakmak için yapıldığının kabulü ile sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy