(818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı Maliye Hazinesi vekili Avukat D. Yücel tarafından, davalılar A. A. S. ve A. D. aleyhine 02.04.2002 gününde verilen dilekçe ile rucüen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalı A. D. yönünden kabulüne, A. A. S. yönünden reddine dair verilen 19/2/2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, rucüen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem Jandarma eri A. D. yönünden kabul edilmiş, üsteğmen A. A. S. yönünden reddedilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde Elazığ ilinde izinsiz bir gösteri yürüyüşü yapılacağının bildirilmesi üzerine davalı üsteğmen A. A. S.'in gerekli güvenlik önlemlerini almak için sivil kıyafeti ile diğer davalı Jandarma eri A. D.'nun kullandığı araçla giderken H. U.'nun kullandığı araçla yol vermemesi üzerine davalı komutan A. A. S.'in inip onunla tartıştığını; bunu gören davalı Jandarma eri A. D.'nun ve dava dışı Jandarma erlerinin de tartışanların yanına geldiği, bu sırada davalı Jandarma eri A. D.'nun silahının ateş aldığı ve H. U.'nun öldüğü; ölenin yakınları tarafından idare aleyhine Malatya İdare Mahkemesine açılan dava sonunda tazminat ödemeye mahkum edildiği ve tazminatın ödendiğini belirterek ödenen tazminatın sorumlu davalılardan rucüen tahsilini istemiştir. Davalı A. A. S. cevabında Tokat Ağır Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanmak suçundan beraat ettiğini ve olayda kusurunun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davalı A. A. S.'in Tokat Ağır Ceza Mahkemesinde beraat ettiği, H. U.'nun davalı A. D. tarafından öldürüldüğü gerekçesiyle dava üsteğmen yönünden reddedilmiş, Jandarma eri yönünden kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına ve ceza dosyasındaki kanıtlara göre zararlandırıcı olay şu şekilde gelişmiştir; izinsiz gösteri yürüyüşü yapılacağının bildirilmesi üzerine davalı üsteğmen sivil kıyafeti ile diğer davalı Jandarma erinin kullandığı araçla giderken H. U.'nun kullandığı araçla yol vermemesi üzerine araçtan iner ve onunla tartışır. Bunun üzerine davalı Jandarma eri A. D. ve dava dışı diğer Jandarma erlerinin olay yerine geldikleri, bu sırada A. D.'nun silahını vermemek ve komutanını fiziki saldırıdan korumak maksadıyla ve paniğe kapılarak rast gele ateş etmesi sonucu H. U.'nun ölümüne yol açmıştır. A. D. ceza mahkemesinde kastın aşılması sonucu öldürmek suçundan mahkum olmuştur. Davalı üsteğmen'in vurun, sıkın, dağıtın bunları ... şeklinde emir verdiğine dair yeterli delil bulunmadığından beraatına karar verilmiştir. BK'nun 53. maddesine göre ceza mahkemesinin beraat kararı ile hukuk hakimi bağlı değildir. Yukarıya alınan olayın şu gelişimi itibariyle davalı A. A. S. tarafından olayın başlatıldığı anlaşıldığından adı geçeninin de zararın oluşumunda özensizliği bulunduğu kabul edilmeli ve tazminattan sorumlu tutulmalıdır. Davalıların alt-üst ilişkisi içerisinde oldukları da gözetilerek kusur oranlarının belirlenip ona göre karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeden yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, 06.10.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy