(818 S. K. m. 41) (7201 S. K. m. 21)
Dava: Davacı T. Ergöz vekili Avukat M. Görücü tarafından, davalı H. Aman aleyhine 06/08/2002 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 25/02/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, üst kattaki davalıya ait apartman dairesinden sızan su nedeniyle zarar gördüğünü belirterek uğradığı zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; davalının temyiz istemi, kararın kesinleştiği gerekçesiyle reddedilmiş, ret kararı da davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden; davacının sulh hukuk mahkemesine dilekçe vererek zararın tespitini istediği, tespit dilekçesiyle tespit sonucu alınan bilirkişi raporunun davalının Bahçelievler Mahallesi Park Sokak No: 13/5 adresine 14.8.2002 gününde Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre tebliğ edildiği, 19.8.2002 gününde sulh hukuk mahkemesine dilekçeyle başvuran davalının, yurtdışındaki adresini bildirerek, yurtdışında işçi olarak çalıştığını, sürekli ikametgâhının bildirdiği adresi olduğunu, hakkında yapılan tespiti apartman giriş kapısındaki tebligattan öğrendiğini, tespit raporunun tebliğ edilmediğini belirterek tespit raporunun bir suretinin verilmesini istemiş, aynı günlü tespite itiraz dilekçesinde de bir kısım eşyasının Türkiye'deki bu dairesinde bulunduğunu belirtmiştir.
Davacı da, dava dilekçesinde, davalının Almanya'da çalışıyor olması ve Türkiye'de bulunduğu sürenin kısalığı göz önüne alınarak herhangi bir gecikmeye meydan verilmemesi amacıyla davalıya tebligatın APS aracılığı ile tebliğ edilmesini istemiştir.
Buna karşın mahkemece, davalının itiraz ettiği adrese dava dilekçesi tebliğe çıkartılıp Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre tebligat işleminin sağlandığı düşüncesiyle işin esasına girilmiştir. Daha sonraki tebligatlarda da hep aynı yöntemler uygulanmış ve karar da davalının itiraz ettiği adrese tebliğ edilmiştir. Oysa davacı, davalının yurtdışında ikamet ettiğini bildiği gibi davalı da yurtdışı adresini bildirmiştir. Buna göre Tebligat Yasası'nın 21. maddesi uyarınca yapılan tebligatlar geçersiz olduğundan temyiz süresi işlemez. Kararın kesinleştiğinden söz edilemez. O halde, davalının temyiz dilekçesinin süre yönünden reddi doğru olmadığından yerel mahkemenin 25.12.2003 gün ve 2002/598 Esas-2003/111 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilip işin esasının incelenmesine devam olundu:
Davalıya yapılan geçersiz tebligat ile taraf teşkilinin sağlandığı benimsenerek, dava dilekçesinin davalıya yöntemine uygun olarak tebliğ edilmemiş olması onun savunma hakkını kısıtlamıştır. Davalının savunma hakkı kısıtlanarak, savunması ve delilleri sorulmadan verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 24.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy