(4721 S. K. m. 24)
Dava: Davacı G. Arapbaşıoğlu vekili Avukat A. Ataoğlu tarafından, davalı G. Başlı aleyhine 23/7/2003 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12/7/2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, hakaret nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile aynı sitede yazlık evleri olduğunu, kendisinin 2000 yılında site yönetimine girdiğini, davalının eşinin de aynı dönemde site yönetim kurulu başkanı olup aralarında bir takım anlaşmazlıklar çıktığını, davalının 2002 yılı Ağustos ayında sitenin havuz kenarında güneşlenmekte olan davacının yanına gelerek hakaret ettiğini belirterek manevi tazminat istemiştir.
Davalı cevabında davacıya iddia olunan sözleri söylemediğini belirtmiştir. Mahkemece davacı tanık beyanlarının 2001 yılında yaşandığı iddia olunan olaya ilişkin olduğu, davacının 2002 yılı Ağustos ayında yapıldığını iddia ettiği hakaret olayına ilişkin olmadığı, davalının tehdit olayı nedeniyle ön ödemede bulunmasının delil teşkil etmediği gerekçesiyle davanın sübut bulmadığından reddine karar vermiştir.
Dosya kapsamına göre davacı 2002 yılındaki olayla aynı günkü tehditle ilgili Kuşadası Cumhuriyet Savcılığına 16.8.2002 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur. Şikayet dilekçesinde 15.8.2002 tarihinde davalının kendisine hakaret ve tehditler savurduğunu belirtmiştir. Hakaret şahsi davalık olduğundan takibat yapılmamış, tehdit suçundan açılan kamu davasında ise davalı (sanık) süresinde ön ödemede bulunduğundan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı bu davayı ceza dosyası kapsamı dışında kalan hakaretler nedeniyle açmıştır.
Olayla ilgili emniyette alınan ifadelerde davalı, davacının 10.8.2002 tarihinde yönetime seçilememesi nedeniyle kendileriyle uğraştığını, bu nedenle kendisi ile tartıştığını söylemiş, yine sulh ceza mahkemesindeki ifadesinde sitenin havuz başında davacı (müşteki) ile tartıştığını, tehdit etmediğini belirtmiş ve kendisine yapılan ön ödeme ihtaratını süresinde yerine getirmiştir. Davacı tanıklarından B. Çetintaş ceza dosyasındaki emniyet ve mahkeme ifadelerinde 15.8.2002 günü davacıya sitenin havuz kenarında davalının hakaret ettiğini gördüğünü belirtmiştir. Dinlenen diğer davacı tanıkları 2001 yılı Eylül ayında davalının davacıya hakaret edip üzerine yürüdüğünü, bu olaydan sonra davacının yazlık evini kiraya verdiğini ve siteye gelmediğini beyan etmişlerdir. Davacı da bunlara karşılık site genel kurul toplantısı için olay tarihinde yazlık evinin olduğu siteye gittiğini belirtmiş, nitekim davalı da tartıştıklarını beyan ederek davacının olay tarihinde yazlık siteye geldiğini doğrulamıştır. Şu durumda davalının davacıya hakaret ettiği sabittir. Makul bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 13.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy