(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Orman Genel Müdürlüğü vekili Avukat Şeyda Y. tarafından, davalı Nadir A. ve Hakan G. aleyhine 10.1.2002 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17.6.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat Gülay T. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davalıların ormanda hayvan otlatmaları nedeniyle meydana gelen zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, zabıt mümzilerinin çelişkili beyanları, ceza dosyasında gösterilen yer ile bu dosyada gösterilen yerin farklı olması, çelişkinin giderilmesi için yapılmasına karar verilen keşfe her iki tarafında razı olmaması gibi dosyaya toplanan delillerden davalıların keçilerinin dava konusu yere zarar verdiklerine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan olay yeri tutanağına göre otlatma Kavakdere köyü Osmandere mevkii, Seferihisar serisi 356-357 nolu bölmelerde yapılmıştır. Ceza mahkemesi dosyasında ise 356 nolu bölmenin gösterilerek keşfin yapıldığı, ancak anılan dosyadaki raporu düzenleyen bilirkişinin 397 nolu bölme ile ilgili rapor düzenlediği anlaşılmaktadır. Böylece raporun düzenlendiği yer ile olay yeri tespit tutanağının düzenlendiği yerin aynı yer olmadığı belirlenmiştir. Eldeki davada ise düzenlenen olay yeri tutanağına göre 356-357 nolu bölmeler üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile keşif yapılmış, tutanağı düzenleyen orman muhafaza memurlarından biri dinlenmiştir. Uzman bilirkişi bu bölmeler ile ilgili raporu daha önceki verileri esas alarak düzenlemiş ve zararı belirlemiştir. Şu haliyle yerinde yeniden keşif yapılması zorunlu değildir. Ceza dosyası bilirkişi raporunun yanlış yer ile ilgili olması olay yeri ile ilgili olarak yeniden rapor düzenlenmesini gerektirmez. Nitekim taraflarda keşif yapılmasına yer olmadığına mevcut delil durumuna göre karar verilmesini beyan etmişlerdir. Kanıtlara göre zararın 356-357 nolu bölmelerde meydana geldiği ve bu bölmelerle ilgili zararın belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece belirlenen zarara göre hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 19.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy