(3167 S. K. m. 1, 7)
Dava: Davacı Çevre ve Orman Bakanlığı vekili Avukat Safiye B. tarafından, davalı Salim A. ve diğerleri aleyhine 22.7.2003 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.9.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, 3167 sayılı Kara Avcılığı Yasasına aykırı biçimde avlanma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne; canlı mühreler nedeniyle açılan dava bölümünün reddine karar verilmiştir.
3167 sayılı Yasa gereğince alınan Merkez Av Komisyonu Kararı incelendiğinde; canlı mührenin sesi ve görüntüsünden faydalanarak av ve yaban hayvanlarını çağırmada ve yakına getirmede kullanılan canlı herhangi bir yaban veya evcil hayvan olarak tanımlandığı (md.1), canlı mühre ile avlanmanın yasaklandığı (md.7), yerli av hayvanlarının ancak bakanlığın izni ile üretilebileceği ve halkalanmış veya markalanmış olarak satılabileceği (md.29), yasaya ve komisyon kararına aykırı olarak canlı yakalanan av hayvanlarının da tazmin sorumluluğu gerektirdiği (md.39) anlaşılmaktadır. Öte yandan Türkiye'nin taraf olduğu ve 1.12.1966 tarih ve 797 sayılı Yasa ile kabul edilen Kuşların himayesine ait milletlerarası sözleşmede yasaklanmış olan avlanma şekil ve usulleri de Merkez Av Komisyonu Kararının 7. maddesinde yazılı olan yasaklanmış avlanma şekil ve usulleri ile benzerlik taşımaktadır.
Somut olayda; davalılar, canlı mührelerin evde yetiştirildiğini ve evcil olduğunu savunmuş ve mahkemece bu savunma doğrultusunda karar verilmiştir. Oysa yukarıda açıklanan düzenlemelerden; canlı mührelerin evcil de olabileceği, canlı mühre kullanılarak avlanma yapılamayacağı, izinsiz av hayvanı üretilemeyeceği ve satılamayacağı, av hayvanlarının canlı yakalanmalarının da sorumluluğu gerektirdiği anlaşılmaktadır. Davalılar canlı mühre kullanmak suretiyle avlanırken yakalanmışlardır. Bu canlı mührelerin evcil olmaları veya yakalanmış olup olmadığı sorumluluk yönünden önem taşımaz. Bu itibarla canlı mühreler nedeniyle de davalıların sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken mahkemece bu dava bölümünün reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava dilekçesinde; tazminat bedeli isteme yazısının davalılara tebliği tarihinden itibaren faiz yürütülmesi istenmiştir. Mahkemece, tebligat belgesi bulunmadığı gerekçesiyle dava tarihinden itibaren faize hükmolunmuştur. Dava, yasal düzenlemelere aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Bu itibarla zarar, hukuka aykırı davranış tarihinde oluşmuş olup, faiz de o tarihten itibaren istenebilir. Diğer bir anlatımla zararın istenebilmesi için davalıların temerrüde düşürülmesi zorunlu değildir. Bu itibarla temerrüde düşürme tarihinin araştırılması veya belgelenmesi gerekmez. Mahkemece bu yön gözetilmeden dava tarihinden itibaren faize hükmolunması da ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 1 ve 2 sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 24.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy