(818 S. K. m. 49) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı F.Reyhan Richter vekili Avukat Ali Behram Azeri tarafından, davalı Yakup Richter aleyhine 19.4.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.6.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15.2.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı adına gelen olmadı, karşı taraftan davacı vekili Avukat Çiğdem Koç geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve davacı yararına takdir olunan 400, 00 YTL. duruşma avukatlık ücreti ile aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine 15.2.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY :
Davacı, açılan bu dosyada manevi tazminat isteğinde de bulunmuştur. Davacı daha önce Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/892 ( bozmadan sonra 199/132 ) esas sayılı dosyasında 9/7/1997 tarihli dilekçesinde 3.000.000.000 lira manevi tazminat isteğinde bulunmuştur. Davacının manevi tazminat isteği bahsi geçen mahkemece 2/5/2000 tarihinde reddedilmiş ve bu karar Yargıtay'dan geçerek kesinleşmiştir. Eldeki bu dosyada önceki dosya dışında manevi tazminatı gerektirecek başka bir eylemin varlığı kanıtlanmamıştır. Davacı temyiz dilekçesinde yerel mahkemenin verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirttiğinden manevi tazminata ilişkin kararın da temyiz kapsamı içinde olduğu kabul edilmelidir. Gerek kesinleşen önceki mahkeme kararı ve gerekse yukarıda belirtilen nedenlerle manevi tazminat isteğinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesini doğru görmediğimden yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir. Bu bakımdan, çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy