(3533 S. K. m. 1) (2330 S. K. m. 1)
Dava: Davacı İçişleri Bakanlığı vekili Avukat Sevim E. tarafından, davalılar Kazım Ö. ve Banarlı Belediye Başkanlığı aleyhine 7.2.2003 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.4.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili Avukat Ahmet K. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, 2330 sayılı yasa gereğince ödenen nakdi tazminatın rücuen ödettirilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, kararı davalılar temyiz etmiştir.
3533 sayılı Kanunun 1. maddesine göre genel, katma ve özel bütçelerle yönetilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediyelere yahut özel idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan uyuşmazlıklardan adalet mahkemelerinin görevi içinde bulunanlar o kanunda yazılı tahkim usulüne göre çözümlenir. Mahkemece tarafların durumları gözetilerek sözü edilen yasa buyruğu uyarınca dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmek gerekirken işin esasının incelenmiş olması bozmayı gerektirir.
a) Mahkemece, davalının tam kusurlu olduğu benimsenerek hüküm kurulmuştur. Oysa trafik tutanağında belirtilen oluş biçimi ile davalı tanıklarının yeminli anlatımlarında belirttiği oluş biçimi arasında önemli farklılıklar bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu, davalı tanıklarının anlatımını irdelemeden sadece trafik tutanağı esas alınarak düzenlenmiştir. Davalı kusur durumuna itiraz ederek oluş biçimi hakkında tanık dinlettiğine göre; trafik kazasına ilişkin 2002/1 sayılı hazırlık evrakı da getirtilerek trafik tutanağı ve tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirilerek kusur incelemesi yapılması gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda davanın sonuçlandırılması bozmayı gerektirmiştir.
b) Trafik kazasının 25.12.2001 tarihinde olduğu, davaya konu nakti tazminat miktarının ise 26.4.2002 tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığı esas alınarak 26.4.2002 tarihli Nakti Tazminat Komisyonu kararı ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Oysa zarar haksız eylem tarihinde gerçekleşmiştir. Davalının sorumluluğu da bu tarihte başladığından nakti tazminatın haksız eylem tarihindeki aylık üzerinden belirlenmesi gerekir. Olay tarihinden sonra alınmış komisyon kararı tarihindeki kıstaslara göre belirlenen tazminatın rücuen ödetilmesine karar verilmesi ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2/a ve b) bendinde gösterilen nedenlerle davalılardan Kazım Ö. yararına, ilk bentteki nedenlerle davalı belediye yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı belediyenin diğer temyiz itirazlarının şimdiden incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 07.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy