(1086 S. K. m. 417, 423) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı M. Ö. vekili Avukat A. Kılınç tarafından, davalı Şehitkamil Belediye Başkanlığı aleyhine 28.12.2001 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.10.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili Avukat A. Demir tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, davalı belediyeye ait yere yapılan bina bedelinin ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı belediyeye başkanının önerisi üzerine gösterilen belediyeye ait yerde kendi olanakları ile bina yaptıklarını; bu kez, yerin imar planında park alanı olarak göründüğü nedeniyle davalı belediye tarafından çıkartılmak istenildiğini belirterek, tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece de, oluş sorunu bu şekilde kabul ve çözümlenmiştir.
Davaya konu olaya ilişkin bir meclis veya encümen kararı bulunmamaktadır. Ki, davacının da bu yönde bir savı yoktur. Dava dışı belediye başkanının kişisel önerisi üzerine söz konusu bina yapıldığı ileri sürülmüş ve benimsenmiştir. Bu bağlamda, belediye başkanının kamusal yetki ve görevleri ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak ve resmi bir niteliği de bulunmayan eylemi nedeniyle, davalı belediyenin sorumlu tutulmasının hukuksal dayanağı yoktur. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin istemin kabulüne karar verilmiş bulunması doğru görülmemiştir. Kaldı ki, somut olayda, söz konusu binanın boşaltıldığı da saptanmamıştır. Bu bakımdan, zararın doğduğundan da söz edilemez. Mahkemece, davanın reddi yerine, kabulüne karar verilmiş olması; bozmayı gerektirmiştir.
2- Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK.) Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. (HUMK.m.417/1, m.423/b.6).
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve bu bağlamda vekalet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, vekalet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır. Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 1 ve 2 sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 14.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy